Fredrik Gustavsson, yıllardır Birlik için çalışmış ve sorguya çektiği kişileri konuşturmaktan sorumlu olmuş bir adamdır. Türlü işkenceler ve karanlıkla dolu hayatında hiçbir zaman aşka inanmamış ve hayatına kimseyi almayı düşünmemiştir. Ta ki Seraphina'ya kadar...
Seraphina'nın da hayatı, Fredrik'inki kadar karanlık ve tekinsizdir. Fredrik aşkın en karanlık, tekinsiz ve çeşitli fantaziler ile dolu halini iki yıl boyunca doya doya yaşamıştır. Ancak Seraphina başkası için çalışıp düşmana bilgi akışı sağladığında Fredrik onun hayatta kalmasına izin vermiş, Seraphina ise, Fredrik'i arkasında bırakıp kayıplara karışmıştır.
Fredrik'in karısını bulmasının tek yolu ise bir yıldır evinin bodrumunda tuttuğu Cassia adındaki masum bir kızdan geçmektedir. Lakin Cassia geçmişine dair hiçbir şey hatırlamıyordur. Tek hatırladığı şey ismidir. Ve Fredrik, Cassia'nın geçmişi hatırlaması için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Ama ortaya çıkan gerçekler ile nasıl başa çıkacağı hakkında bir fikri yoktur.
Izabel'den sonra seri hakkında umutsuzluğa kapılmıştım ama bu kitapla beraber düşüncelerim tamamen değişti. Muhtemelen serinin en iyi kitabı bu olacak. Fredrik'i önceki kitaplardan tanıyor, karanlık ve travmalar ile dolu bir geçmişe sahip olduğunu biliyordum. O yüzden de önceki hayatını merak ettiğim bir karakterdi. Özellikle de Seraphina ile ne yaşadıkları benim için merak konusuydu. Bir tahminim vardı ama asla tutmasını beklemiyordum. Tahmin etmeme rağmen okuyunca ağzım açık kaldı. En üzüldüğüm olay ise Cassia'ya olanlardı sanırım.Ayrıca Victor ve Izabel'i kitapta görmek beni mutlu etti.Ekibe eklenen yeni kişiler de seriyi değiştirecek gibi görünüyor. Seriye kesmeden devam edeceğim bu yüzden.