Mahi – Okuma Deneyimim ve Düşüncelerim
Öncelikle kitabın kapağından başlamak istiyorum. İlk kapağı gerçekten beğendim. Dikkat çekici ve kitabın atmosferine uygun duruyor. Ancak ikinci kapağı aynı şekilde beğendiğimi söyleyemem. Bana biraz fazla karmaşık geldi ve bir kitap kapağından çok poster tasarımını andırdı.
Kitabı açtığımızda bizi günümüz başlıklı bir bölüm karşılıyor. Açıkçası bu bölüm ilgimi çekti çünkü daha ilk sayfalarda büyük sayılabilecek bir spoiler veriliyor ve ister istemez Bu noktaya nasıl geldiler? diye merak etmeye başlıyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde bile bende kalan en büyük merak unsuru buydu. Hâlâ karakterlerin günümüzde gördüğümüz noktaya nasıl geldiklerini öğrenmek istiyorum ve ikinci kitabı okuma sebebim büyük ölçüde bu olurdu.
Şunu da belirtmem gerekiyor ki bu tamamen benim kişisel okuma tercihim ben kitaplarda ana karakter dışında sürekli başka karakterlerin bakış açısından okumayı sevmiyorum. Mahi ve Ali Asaf'ın bölümlerini okumakta problem yaşamadım çünkü hikâyenin merkezinde onlar var. Ancak Bahar, Kaan ve Ayşe gibi yan karakterlerin bakış açıları bana gereksiz geldi. Bu karakterlerin hikâyeye kattıkları şeyler benim gözümde ana hikâyeyi çok fazla ilerletmiyordu. Bu yüzden onların bölümlerini okurken çoğu zaman kitabın uzatıldığını hissettim. Kendimi kitap okuyor gibi değil de sanki bir dizinin farklı karakterlerine geçiş yapıyormuş gibi hissettim.
Kitap boyunca beni en çok rahatsız eden şeylerden biri de karakterlerin ilişki aşamalarını yaşamadan birkaç adım sonrasına zıplamasıydı. Bunun en belirgin örneğini Bahar ve Selim arasında gördüm. Karakterler daha sevgili bile değilken, doğru düzgün flört etmemişken ve birbirlerini yeni yeni tanımaya başlamışken Selim'in bir anda öpemiyor diye evlilik ve ardından nişan konuşması bana oldukça absürt geldi. Üstelik bunu açıklarken "Böyle gizli saklı mı öpeceğim seni?" demesi sahneyi benim gözümde daha da tuhaflaştırdı. Bahar'ın "Daha yeni birbirimize açıldık, sevgili bile olmadık." diyerek buna karşı çıkmasını sonuna kadar haklı buldum. Kitap boyunca genel olarak karakterler ya hiç konuşmuyor ya da konuştuklarında doğrudan üç aşama sonrasına geçiyorlar. Bu da ilişkilerin gelişimini benim için yapaylaştırdı.
Mahi ve Ali Asaf ilişkisinde de benzer bir problem yaşadım. Kitabın yüzlerce sayfası boyunca birbirlerini kıskanıyorlar, birbirlerine imalarda bulunuyorlar ve çevrelerindeki herkes ne hissettiklerini anlayabiliyor. Buna rağmen karakterler sürekli konuşmaktan kaçıyorlar. Ulan konuşsanıza! Bir sahnede Ali Asaf konuşmak istiyor, Mahi dinlemiyor. Başka bir sahnede Mahi konuşmak istiyor, Ali Asaf dinlemiyor. Sürekli aynı iletişimsizlik döngüsü tekrar ediyor. Bir noktadan sonra bu durum karakterlerin yaşadığı doğal bir problem gibi değil de hikâyeyi uzatmak için kullanılan bir yöntem gibi hissettirmeye başladı.
Mahi karakteriyle ilgili de bazı sorunlar yaşadım. Özellikle verdiği bazı tepkiler bana oldukça çocukça ve abartılı geldi. Örneğin tatlı sahnesinde Ali Asaf ona şakayla takıldıktan sonra Mahi'nin tatlıyı çekip alması, tepsiyi kapıp ortamı terk etmesi bana gereğinden fazla büyük bir tepki gibi geldi. Bu tarz sahnelerde karakterlerin davranışları bana doğal hissettirmedi ve zaman zaman istemeden güldürdü.
Benzer şekilde Ali Asaf'ın bazı sahnelerde verdiği tepkiler de bana fazla abartılı geldi. Özellikle dil çıkarma sahnesibunlardan biriydi. Mahi'nin dil çıkarması üzerine Ali Asaf'ın bundan aşırı derecede etkilenip sofradan kalkacak noktaya gelmesini romantik bulamadım. Adam etkilenip sofradan kalkıp ortamı terk ediyo vay arkadaş ya dpwlur8eşejr7rkru Tam tersine oldukça komik ve zorlama geldi. Kitap boyunca buna benzer birkaç sahnede yazarın romantik gerilim yaratmaya çalışırken bazı hareketleri gereğinden fazla büyüttüğünü düşündüm.
Bir diğer dikkatimi çeken nokta ise kullanılan dil oldu. Özellikle "inledi" kelimesinin çok sık kullanıldığını hissettim. Normal bir sesleniş bile bazen gereğinden fazla romantik veya yoğun gösterilmeye çalışılmış gibi geldi. Bu durum da bazı sahnelerin doğal etkisini azaltıyordu. İnleyerek mi konuşuyorsunuz siz abi ne bu?
Neredeyse bütün karakterler uzun zamandır birbirlerinden hoşlanıyor ama bunu söyleyemiyorlar. Kaan ve Ayşe'de de bunu görüyoruz, Bahar ve Selim'de de görüyoruz, Mahi ve Ali Asaf'ta da görüyoruz. Karakterler değişse de temel dinamiklerin sürekli tekrar ettiğini hissettim. Bu yüzden bir noktadan sonra ilişkiler birbirinden ayrışmamaya başladı. Baya yaratıcı yani.
Ayrıca her ilişkinin mutlaka büyük bir problem veya engel üzerinden ilerlemesi de beni biraz yordu. Ayşe'nin annesinin onu istemediği biriyle evlendirmeye çalışması, eve kapatılması, gizli ilişkiler, sürekli ortaya çıkan engeller derken daha doğal ilerleyen bir ilişki görmek isterdim. Her ilişkide mutlaka büyük bir kriz olması bir süre sonra tekrar hissi yaratmaya başladı.
Tüm bunlara rağmen kitabın tamamen kötü olduğunu söyleyemem. Baştaki sahneden dolayı merak ettiğim için sayfalar hızlı ilerliyor. Kitabı bitirdikten sonra bile hâlâ "Oraya nasıl geldiler?" sorusunun cevabını merak ediyorum. Ancak benim için kitabın en büyük problemi, ilişkilerin doğal şekilde gelişmek yerine ya gereksiz yere uzatılması ya da bir anda birkaç aşama ileri sıçraması oldu.
Sonuç olarak beğendiğim yanları olsa da karakterlerin sürekli iletişim kurmaktan kaçınması, ilişkilerin yapay şekilde uzatılması, yan karakterlerin gereğinden fazla yer kaplaması ve bazı romantik sahnelerin bana oldukça abartılı gelmesi nedeniyle beklentilerimi tam anlamıyla karşılayamadı. Buna rağmen girişte kurulan gizem sayesinde ikinci kitapta olayların günümüz sahnesine nasıl bağlanacağını merak etmeye devam ediyorum.