Puan vermedi·687 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
Suç ve Ceza Dostoyevski’nin en çok bilinen romanlarından biridir. Roman yazıldığı dönem olan 1800’lü yıllardan günümüzü kadar en çok tartışılan konuyu işler “Toplum için suç işlenebilir mi?” Ana karakter Raskolnikov biri bir kişiyi öldürdüğünde bunun ayıplanması gereken bir suç olduğunu ama Napolyon biri gibi büyük bir gaye uğruna yüz binlerce kişiyi öldürünce bunun bir kahramanlık sayıldığını fark eder. Bunu sorgular ve bir sonuca varır. İnsanlar ikiye ayrılır: sıradanlar ve olağan üstüler. Sıradanlar uysal, otoriteye boyun eğmiş, sistemin küçük bir dişlisi olan insanlardır. Onların büyük gayeleri yoktur. Ama olağan üstüler, onlar faklıdır. Onların büyük gayeleri vardır. Onlar otoriteye boyun eğmezler. Onlar bu bozuk çarklı sistemi düzeltecek olan insanlardır. Onların gayeleri uğruna suç işleme hakları vardır. Raskolnikov da bu fikirden yola çıkarak zengin ve kötü bir kadın olan. Topluma hiçbir faydası olmayan tamimiyle bireysel çıkarlarını gözeten tefeci kadını öldürmeye kara verir. Bu adete toplum otoritesine karşı bir başkaldırıdır. Herkesin göz yumduğu adaletsizliğe, kötülüğe, sınıf eşitsizliğine karşı elindeki baltayı savurur Raskolnikov. Ama hissetmesi gereken duyguları hissetmez. Onun gibi bir olağan üstü insan yaptığı şeyden onur duymalı ve diğer insanlarında onu takdir etmesini sağlamalıdır. Herkese kanlı baltasını göstererek bakın görüyor musunuz gücü elinde tutan bir haşereyi daha yok ettim büyük bozuk çarkı düzelttim demelidir. Ama o bunların hiçbirini yapamaz. O korkar. O kadar korkar ki artık kanlı olan baltasını tekrar savurur ama bu sefer toplumun çıkarı için olan büyük gayesi uğruna değil kendi bireysel çıkarı uğruna. İşlediği korkakça suçu örtmek için. Masum birini öldürür. O zaman anlar Raskolnikov kendisinin olağan üstü olmadığını. Aslında hep içten içe biliyordur sıradan olduğunu. Ama o kocaman egosu bunu görmesini engeller. Bom boş geçirdiği, annesini ve kardeşini hayal kırıklığına uğratarak sürdürdüğü hayatının aslında o kadar boş olmadığını, onun da bir şeylere değer olduğunu kanıtlamak ister. Ama kanıtlayamaz. Hatta gerçek yüzüne daha sert vurmuştur. O artık değersiz bir dişliden bile daha aşağı konumdadır. O iki cinayet işlemiş bir değersiz dişlidir. Raskolnikov intihar etmek ister. Ama bu vicdan azabından dolayı değil. Onun kadar egoist biri olağan üstü olmadığını fark ettiği için intiharın kıyılarında yürür. Bir gün bu yürüyüşleri sırasında Sonya’yla karşılaşır. Dostoyevski gibi cinsiyetçi bir erkek yazardan da beklediğimiz gibi. Kadını her daim erkeğin sığınabileceği, onu doğru yola ileten, aklı başında, saf, temiz, yumuşak ama biraz da sert bir figür yapar. Bir nevi hiç sahip olamadığı bir anne figürü gibi. Çünkü bu gibi yazarlar kadının toplumda kendi başına var olabileceğini görmüyor. Kadını sadece erkeğin yanındaki eşya olarak görüyorlar. Onlar için iki kadın var: anneleri ve fahişeler. Anneleri o erkeklerin tabiriyle evlenilecek kadın, fahişeler ise yine o erkeklerin tabiriyle ben demiyorum eğlenilecek kadın. Dostoyevski de galiba Sonya’yı hayalindeki kadın olarak tasarlamış. Onun için kadın dediğin dünyayı görmemiş masum erkeğin her dediğini sanki değişmez hakikatmiş gibi kabul etmeli. Ve yine bu insanlar için fahişeler tam tersi. ama ne olursa olsun kadınlar güzel olmalı. Ve Dostoyevski de her halde çok düşünmüş taşınmış en sonunda da demişki o dönemde sırf ailesi uğruna, evde yatan aç kardeşleri için fakir ama güzel bir kız ne yapabilir diye sormuş en sonunda cevabı bulmuş. Fahişelik yapar tabi ki canım. Ama Raskolnikov gibi kişilik değişimde ki bir erkeğin hayatını etkileyecek ve tüm kitapta sadece bir erkeğin hayatındaki yansıması olarak göreceğimiz bir objeyi pardon bir kadını onların tabiriyle “kirli" yapamaz. Bu sorunu da çok düşünen Dostoyevski Sonya’yı manastırdaki bir rahibe kadar dindar yapmaya karar vermiş. Yani eğer bu kadın imkânı olsa kendini odasına kapatır hayatını tanrıya adar. Bu da bence kitabın en büyük sorunlarından biri. Kadını kadın olarak toplumsal hayatta göremiyoruz. Eğer kadın bir erkeğin güzellik algısına uymuyorsa kötü bir tefeci bir nevi çirkin bir cadı, eğer uyuyorsa onun hayatını etkileyecek bir eşya oluyor nihai amacı erkeğin karakter gelişimini tamamlamasına yardım etmek. Ama onu kendi başına var olmuş şekilde göremiyoruz sadece erkeğin hayatındaki yansımasıyla tanıyoruz. Her neyse, manastırdaki bir rahibe kadar “saf” “temiz” “masum” olan Sonya bir anne şefkatiyle Raskolnikov’u kabul ediyor. Onu iyiye yönlendiriyor. Ve sahip olabilecekleri en mutlu sona ulaşıyorlar. Ve şunu da fak edelim ki Sonya en mutlu anda bile hayatını Raskolnikov’un çevresinde yaşamaya başlıyor. Yine onun gölgesinde ona bağlı şekilde.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
7 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.