1927 yılında Avustralya’da yaşayan Zara Dickins, modaya büyük ilgi duyan, hayalleri ve hedefleri olan genç bir kadındır. Katıldığı bir davette geleceğin önemli siyasetçilerinden biri olacak Harry Holt ile tanışır. Aralarında başlayan ilişki yıllar boyunca inişli çıkışlı bir şekilde devam ederken Zara da kendi hayatını kurmaya ve hayallerinin peşinden gitmeye çalışır. Harry ile yaşadığı gelgitler onu farklı kararlar almaya iter. Bu süreçte yolu Hindistan’da askerlik yapan James ile kesişir ve onunla evlenir.
Ancak Zara’nın hikâyesi yalnızca aşk ve evlilikten ibaret değil. Kitap boyunca kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, hayalleri uğruna mücadele eden, zaman zaman yanlış kararlar veren ama her şeye rağmen yoluna devam eden bir kadının yaşamını okuyoruz. Zara’nın moda dünyasında kendine yer edinme çabası, farklı ülkelerde geçen yaşamı ve karşılaştığı zorluklar doğrultusunda iyi veya kötü verdiği kararların hayatını ne denli etkiliyor onu görüyoruz.
Zara, kitap boyunca beni arada bırakan karakterlerden biri oldu. Bir yandan güçlü duruşu, azmi ve hayalleri uğruna verdiği mücadeleyle takdir ettiğim bir karakterdi. Yaşadığı dönemin şartlarına rağmen kendi ayakları üzerinde durmaya çalışması ve moda dünyasında kendine yer edinmek için verdiği emek hoşuma gitti. Ancak diğer yandan özel hayatıyla ilgili verdiği bazı kararları doğru bulmadım. Evli olmasına rağmen yaptığı seçimler ve kalbinde başka biri varken farklı ilişkilerin içinde olması zaman zaman karakteri sorgulamama neden oldu. Bu yüzden Zara’yı okurken kimi zaman ona hak verdim, kimi zaman da ona kızdım.
Kimberley Freeman’ın kalemini zaten çok seviyorum. Şu ana kadar yayımlanan tüm kitaplarını okudum ve bu kitabını da büyük bir keyifle okudum. Yazarın karakterlerin duygularını ve dönemin atmosferini okura geçirme konusunda oldukça başarılı.
Güçlü kadın karakterlerin yer aldığı, dönem romanlarını seven okurların keyifle okuyabileceği bir kitaptı