1879 Ingiltere, kadınlar hakları için örgütlenmeye çalışmakta. Miras haklarını alabilmek için nüfus sahibi Lordları ikna etmeye çalışıyorlar.
Annabella, babası ölünce kuzenine kalan mirası ile yoksul durumda ve eskiden onun olan şimdi kuzeninin olan evde hizmetçi gibi çalışmakta. Zeki bir kadın olarak Oxford'a yerleşen ilk kadın öğrencilerden biri ama bursu için Kadınlara Oy Hakkı hareketini desteklemeli. Görevi ise krallığın en büyük stratejisti Montgomery Dükü Sebastian'ı ikna edebilmek. Dük ise babasının kumarda kaybettiği herşeyi geri almak için uğraşan sert ve soğuk bir karakter.
Kitabı beklediğimden daha çok sevdim. Dönemin gerçeklerinin alt metinde ince ince işlendiği, karşılıklı çekimin yüksek olduğu ama bunu bize incelikle verildiği anlatımı ile elimden bırakmadan okudum. Bu arada A League of Extraordinary Women serisinin ilk kitabı. Diğer kitaplar da bu okuldaki diğer kadınların hikayesi.
Dük ile Annabella'nın ilişkileri ilk görüşte etkilenme ve yanlış anlaşılmaların gölgesinde şekilleniyor. Annabella'nın geçmişinde yaşadığı büyük hayal kırıklığı ve dönemin kadınlar üzerinde ki baskılarından dolayı yaşadıkları beni ziyadesiyle ile etkiledi. Dük her ne kadar arkadan destekleyici tavırlar sergilese de o da dönemin baskıları altında gerçek kişiliğini sonuna kadar saklıyor. Ve neredeyse bu ilişkilerine mal olacak raddeye geliyor. Dük'e ne kadar kızsam da bazı hareketleri kırmızı bayrak sallasa da nihayetinde gönlümüzü okşamadı değil.
Kitapları kendi döneminin durumuna göre eleştirmeyi tercih ediyorum. Kendi güncel önyargılarımın dışına çıkmak bu tarz kitapları okurken daha doğru geliyor. O yüzden sevdiğim bir başlangıç kitabı oldu. Serinin ikinci kitabı çıktı ilk fırsatta okumayı arzuluyorum.
Dize Getirilen DükEvie Dunmore