Puan vermedi·210 syf.····Okunma: 24 Haziran 2026 22:38 Bozkırkurdu topluma yabancılaşma, kimlik çatışması, kimlik arayışı, intihar gibi oldukça geniş kapsamlı konuları işler. Felsefi yönü oldukça ağırdır. Kitapta sembolizm çokça kullanılmış ve psikolojik olarak derin analizler içerir. Kitap oldukça derince incelenebilecek bir kitaptır. Ben incelememde normal bir okuyucu gözünden inceleyeceğim.
Kitabın baş karakteri Harry Haller 3 farklı bakış açısından anlatılır girişte. Komşusuna göre sakin birisidir ve sorun çıkarmaz. Oldukça uyumludur ancak varlığıyla bir karamsarlık yayar ve çevresine huzursuzluk verir. Harry Haller kendi gözünden yaşadıklarını ve düşündüklerini anlatır. Son olarak da Bozkırkurdu üzerine bir akademik denebilecek bir inceleme verilir. Harry Haller'a göre bozkırkurdu onun vahşi yönünü temsil eder ve ikisi arasında sürekli bir savaş olduğunu varsayar. Kitapta ise dendiği gibi insanın bir ruhu değil, binlerce ruhu vardır. Bununla kastedilen insan sadece iki kavramın zıtlığından değil birçok kavramın zıtlığından oluştuğudur. İyi tarafı olduğu gibi kötü tarafı, us olduğu gibi duygusal tarafı da vardır. Harry ise sadece Bozkırkurdu olduğunu ve onunla çekişme içinde olduğunu düşünür. Burada bozkırkurdu mesajın rahat anlaşılması için yapılan mitolojik bir indirgemedir.
Bozkırkurdu, Harry'nin mantık ve acımasızlığın baskın olduğu tarafıdır. Harry dünyaya karşı eleştireldir, en çok da kendine. Çok ciddidir ve Harry'nin eğlenip hayatı yaşamasına izin vermez. Parlak bir fikri olsa hemen hata bulur mesela, hevesini söndürür. Aralarındaki bu çatışma kendisinin her hareketini sorgulamasına ve kaygılı olmasına sebep olur.
Harry Haller 50'li yaşlarda, orta boylu, boşanmış, bakımlı, nazik ve içten birisidir. Toplumdan uzaklaşmış, günlerini yalnız geçirir. Kendisini burjuva dünyasının dışında, aile yaşamı ve toplumsal hırsları olmayan hasta bir münzevi olarak görür. Burjuva dünyasının dışında görmesine rağmen burjuva özellikleri vardır. Bankada parası vardır, sakin bir aile hayatını içten içe ister.
Harry'nin entelektüel gelişmişliği ve ciddi biri oluşu toplumdan uzaklaşmasının sebebidir. Çünkü hırsları, arzuları, beklentileri vardır ama gerçek hayatta o derinliği bulamaz. Olanların sığlığı ve vasatlığı onu hiçbir zaman tatmin etmez. Hayal kırıklığı oluşturur. Yaşamı kahraman rollerine yer veren bir destan değil, insanların yiyip içtiği, iskambil oynayıp dedikodu yapmakla geçirdiği bir orta sınıf yeri olduğunu fark etmesi gerekir.
Hayatına Hermine girmesiyle Harry kendi kimliğini bulma yoluna girer. Dans etmeyi öğrenir, jazzla tanışır, cinsel olarak aktifleşir. Harry zamanla hayattan keyif almasında rol oynar. Hermine bozkırkurduna karşı bir güç olarak hayattan keyif almayı öğretmesi için vardır.
Kitabın sonu psikolojinin ve sembolizmin en çok kullanıldığı yerdir. Düşler tiyatrosuna gider ve burada alkol ve uyuşturucunun verdiği kafayla bir koridor ve bolca kapı görür. Kapı geçmişindeki anılara ve yaşanmayıp bastırılmış duygularına açılır. Her kapıda karakterin psikolojik sorunlarını anlayabileceğimiz anılara yer verilir. Bir aynada kendinin bütün yaşlardaki halini görür. Bu da insanın bir değil bin ruhu olduğunu destekler.
Kitabın sonuyla bizim anlamamız gereken ise bu hayatta her şeye mantık ve eleştirel bakarak mutlu olamayacağımızdır. Çünkü dünyanın iki yüzlüğünü, insanların vasatlığını ve her şeyin ne kadar sığ olduğunu fark ederiz. Nihayetinden toplumdan uzak bir münzevi oluruz ve ölümü bekleriz. Öbür yandan dünyevi zevkleri tadarak ve hayatı bu kadar ciddiye almayarak, gördüğümüz absürtlüklere gülüp geçerek ise hayatı gerçekten yaşayabiliriz.