Gerçek bir hikaye olması ve bu tarz durumların günümüzde de farklı şekillerde yaşanmaya devam ettiği gerçeği okurken nefes almanızı güçleştiriyor. İnsanın çaresizliği, bir kadın olarak damgalanmanın kaçınılmaz yükü ve mağdurluğu, evde bile ait olamamanın kimsesizliği tüm sistemi ve adaleti yeniden sorgulamanıza neden oluyor. Okurken bile zorlandığım duyguları yaşayan insanların oluşu ve gelecekte yeniden yaşanma ihtimali korkutucu bir gerçek. Hikayenin ilk yarısında kaçırılma kısmı akıcı bir şekilde işleniyor fakat son kısımda duygusal yoğunluğu ilerledikçe azaltıp direkt bir final görüyoruz. İşlenen konudan sona geçerken biraz boşluk kalıyor. Yine de kitabı bitirdiğinizde buruk bir hüzünle kalıyorsunuz.