Bu kitap, Rothfuss'un dünya inşasındaki dehasının doruk noktası. Artık ne Kvothe'un maceraları var ne de Üniversite'nin görkemli koridorları. Bunun yerine, Şeyaltı'nın (The Underthing) tozlu, unutulmuş ve kendi içinde bir evren gibi işleyen mekânlarına iniyoruz. Rothfuss, daha önce ana seride sadece ima edilen bu yeraltı dünyasını o kadar canlı ve detaylı resmediyor ki, her oda, her tünel, her unutulmuş eşya adeta bir karaktere dönüşüyor. Burası, kendi kuralları ve ritüelleri olan, başlı başına bir dünya.
Kurgu tasarımı ise tamamen alışılmışın dışında. Klasik bir olay örgüsü, belirgin bir çatışma veya antagonist yok. Sadece Auri'nin bir haftalık hayatına, onun gözlerinden ve zihninden tanık oluyoruz. Her gün uyanıyor, Şeyaltı'nda dolaşıyor, bir düğme, bir çark, bir ip parçası buluyor ve onları titizlikle, neredeyse ritüelistik bir hassasiyetle yerleştiriyor. Bu tasarım o kadar cesur ve o kadar saf ki, okurken bir karakterin iç dünyasına bu denli yaklaşmanın ve onun her şeye canlılık atfeden eşsiz bakış açısını deneyimlemenin büyüsüne kapılıyorsunuz. Bu, kelimenin tam anlamıyla bir karakter çalışması. Patrick Rothfuss