Sahafların o kendine has kokusunu içine çekerek kitap arayanlar o eşsiz heyecanı çok iyi bilir. Bugün size o tozlu rafların arasından bulup çıkardığım, benim için yaşanmışlığıyla çok kıymetli olan bir ilk baskıyla geldim: Eflatun Cem Güney’in kaleminden Tahir ile Zühre.
Hepimizin bir şekilde kulak aşinalığı olduğu bu trajik ve köklü sevda destanı, "Masalcı Baba"nın elinde adeta bambaşka bir büyüye kavuşmuş. Sultan kızı Zühre ile vezir oğlu Tahir’in sihirli bir elmayla başlayan yaşamları ve bir pîrin elinden içtikleri aşk badesiyle alevlenen sevdaları öylesine masalsı bir dille anlatılmış ki...
Kitabın o sararmış sayfalarını çevirirken sadece bir halk hikâyesi okumuyor; yabancı kelimelerden tamamen arındırılmış, su gibi akan, şiirsel ve pırıl pırıl bir Türkçenin tadını çıkarıyorsunuz. Eflatun Cem Güney, kültürel hafızamızı o samimi ve duru üslubuyla adeta nakış gibi işlemiş.
Eski basımların, daha önce kim bilir kimlerin dokunduğu o sayfaların verdiği hissiyatla bu destanı okumak bambaşka bir dinginlik verdi. Geleneksel hikâyelerimizin köklerine, temiz bir Türkçe ile inmek isteyen herkese yürekten tavsiyemdir.