Puan vermedi·494 syf.····Okunma: 25 Haziran 2026 16:19 Bu kitap için “1970-1990’lı yıllarda geçen dostluk ve aşk ilişkilerini konu alan bir roman” demek yetersiz kalır. İrlanda’da geçen ve Amerika’ya uzanan, yer yer “Amerikan Rüyası” izlerine rastlansa da -Kitabın yazıldığı ve basıldığı yılların yapısı durumu açıklayabilir- birçok hayat hikayesini barındıran, dolu dizgin bir yapıt. En etkileyici yanı ise; toplumsal konuları ve cinsiyet rollerini “gözünüze sokmadan” , büyük bir rahatlıkla ele alınması. Hayatın tam içinden hikayeler, güçlü iç gözlemler ve diyaloglarla aktarılıyor.
Başlarda: bir beyaz yaka hikayesi okur gibi hissettim.
Ortalarda: Monoton bir dizi tadında, sürükleyici bir aile trajedisine dönüştü.
Sonlara Doğru ise: Geçişler hızlandı, verilmek istenenler netleşti; sanki 90’larda geçen, merak unsuru yüksek bir Amerikan dizisi izliyor gibiydim.
Bu kitabı psikolojik yönden ele almamak imkansız. Bazı karakterlerin derinleşmesine veya geçmiş öykülerine daha fazla ihtiyaç duysam da insanın en yalın hallerini, psikolojik çıkarımlara son derece elverişli şekilde görebildim. Kitap adeta zengin bir laboratuvar gibi; içinde şunları barındırıyor:
• Cinsiyet rollerinin yansıması
• Bireyci ve toplulukçu kültürlerin karşılaştırılması
• Travma, yasın halleri ve bağımlılık psikolojisi,
• Değersizlik ve yetersizlik duygularının oluşturduğu döngüler,
• Sevilme ihtiyacının davranışa yansımaları ve çocuklukta karşılanmayan ihtiyaçların doyumsuz davranışlara dönüşmesi…
Ve en önemlisi: Dönüşümün birden gerçekleşmeyen, sancılı bir doğum süreci gibi olan o gerçekçi yapısını izliyorsunuz. Değişim öyle hemen yayılmıyor; zamana yayılıyor. Üstelik kitabın sonuna geldiğinizde bunun bir son değil, o büyük dönüşümün sadece başlangıcı olduğuna şahit oluyorsunuz.
Özetle; psikolojiden demeçler vermeye zorlamayan, toplumsal konulara değinme kaygısı gütmeyen ve bu kaygıyla akıcılığını kaybetmeyen, kültürlerin ortak ve zıt yönlerini görebileceğimiz şahane bi roman bırakıyorum buraya