Kitap, dışarıdan bakıldığında bir ergenin birkaç günlük kaçış hikâyesi gibi görünür. Aslında merkezinde olan şey, büyümeye karşı duyulan sert bir dirençtir.
Holden Caulfield’ın yaşadığı çatışma; insanlara, düzene ve sahte davranışlara karşı geliştirdiği sürekli bir mesafedir. Bu mesafe zamanla bir koruma değil, bir izolasyon biçimine dönüşür.
Romanın etkisi olay örgüsünden değil, anlatıcının zihinsel tutarsızlığından gelir. Okur, “anlatılan dünya”dan çok “anlatanın zihni” içinde kalır.
Temel soru şudur: Yetişkinliğe geçiş bir olgunlaşma mı, yoksa kaçınılmaz bir yabancılaşma mı?