Charlie Gordon’ın dönüşümü, yalnızca zekânın artışı değil; aynı zamanda yalnızlaşmanın da hızlanmasıdır. İnsan, daha “akıllı” oldukça çevresine yaklaşmaz; çoğu zaman uzaklaşır.
Kitabın en güçlü yanı, ilerlemenin tek başına bir “iyileşme” olmadığını göstermesidir. Zeka arttıkça duygusal bağların değişmesi, okuru rahatsız eden temel gerilim noktasıdır.
Sonuçta eser, şu soruyu açık bırakır: İnsan olmak, daha fazla bilmek midir, yoksa daha fazla hissedebilmek mi?