Neandertaller hakkında bildiklerimi sandığımdan çok daha az bildiğimi bu kitap sayesinde fark ettim. Yıllardır filmlerden, belgesellerden ve ders kitaplarından zihnimize yerleşen "ilkel, kaba, gelişmemiş insan" imajını Rebecca Wragg Sykes tek tek sorguluyor ve bilimsel verilerle adeta yeniden inşa ediyor.
En çok hoşuma giden şey, kitabın Neandertalleri romantize etmeden ama onlara haksızlık da etmeden anlatması oldu. Arkeolojik bulguların nasıl yorumlandığını, yıllar içinde değişen teorileri ve yeni teknolojilerin geçmişe bakışımızı nasıl değiştirdiğini büyük bir ustalıkla aktarıyor. Okurken sadece Neandertalleri değil, bilimin nasıl ilerlediğini de öğreniyoruz.
Kitap, onların sadece nasıl avlandığını ya da ne yediğini anlatmakla kalmıyor; sevgi, aile bağları, hastalara bakmaları, ölülerini gömme biçimleri, sanat anlayışları ve gündelik yaşamları üzerine de düşündürüyor. Sayfalar ilerledikçe Neandertaller, uzak ve yabancı bir tür olmaktan çıkıp bize sandığımızdan çok daha yakın akrabalar hâline geliyor.
Elbette popüler bilim kitabı olduğu için roman gibi akıp gitmesini beklememek gerekiyor. Yer yer yoğun bilgi içeriği nedeniyle yavaşladığım bölümler oldu. Ancak yazarın samimi anlatımı ve karmaşık bilimsel bilgileri anlaşılır hâle getirmesi okumayı oldukça kolaylaştırıyor. Dipnotlar, örnekler ve farklı araştırmalara yaptığı göndermeler de kitaba büyük bir güvenilirlik katmış.
Bu kitap bana geçmişi kesin doğrular üzerinden değil, sürekli değişen yeni keşifler ışığında değerlendirmek gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Neandertallerin yalnızca tarih öncesinin sessiz figürleri olmadığını, insanlık hikâyesinin ayrılmaz bir parçası olduklarını görmek oldukça etkileyiciydi.
İnsan evrimine, arkeolojiye ve tarihin derinliklerine ilgi duyanlar için kesinlikle çok değerli bir kaynak. Bilgi dolu olmasının yanında bakış açısını değiştiren, okuduktan sonra uzun süre üzerine düşündüren kitaplardan biri oldu benim için.