9/10
·144 syf.··
2026 34. kitabı
Bazen kendimize şu soruyu sorarken bile korkarız: "Birini gerçekten seviyor muyum, yoksa sadece içimdeki o bitmek bilmeyen eksikliği onunla mı yamamaya çalışıyorum?" Kitap, mitoloji ile modern psikolojiyi bir araya getiren özgün bir anlatı sunarken bir yandan da , mitolojik kahramanları ve tanrıları "eski zaman hikâyeleri" olarak konumlandırmaz. Yazar, bu arketiplerin bugün bizim içimizde yaşadığını savunur. Eros burada sadece aşk tanrısı değil, insanın "eksiklik duygusunu tamamlama arzusu"nun sembolü niteliğinde. Bana göre kitabın asıl iddiası, kendi "Olimpos"unuzu yani iç dünyanızı tanımazsanız, dış dünyadaki ilişkilerinizin neden sürekli aynı döngüye girdiğini çözemeyeceğinizdir.Eros ve Psykhe miti üzerinden giderek kitabın en çok altını çizdiği nokta, acı çekmenin bir büyüme sancısı olduğudur. Psykhe’nin Eros’a ulaşmak için geçtiği zorlu yollar, bugünkü insanın bir ilişki içinde veya kendi hayatında yaşadığı sancıların aslında bir "erginlenme", yani olgunlaşma süreci olduğunun altını çizer. Kitabın asıl derdi ️ "Neden hep aynı tip insanlara âşık oluyorum?" ️"Neden sevilmek için bu kadar çabalıyorum?" ️"Neden boşlukta hissediyorum?" gibi soruları, binlerce yıllık mitolojik hikâyelerle açıklayarak insanın kendi içindeki o kadim boşluğu nasıl inşa edip nasıl iyileştireceğini göstermektir.️Peki, neden sürekli aynı hatalı aşklara düşüyoruz? ️Neden ruhumuzdaki o boşluğu başkalarıyla doldurmaya çalışırken aslında kendimizden uzaklaşıyoruz? ​Yazar bize şunu fısıldıyor: "Psykhe kendi ruhunu keşfetmeden Eros’a kavuşamadıysa, sen de kendi içindeki o kadim boşluğu şifalandırmadan kime sığınsan nafile diyor ve son olarak şunu soruyu soruyor! ️"Efsaneler hiç ölmez; sadece bizim hikâyelerimizle yeniden şekillenirler. Sizin Eros’unuz hangi yarayı sarmak için tetikte bekliyor?
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 202613 okunma
23 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.