Artık Loresima aşkımı bilmeyen yoktur diye düşünüyorum Kendisini çok seviyorum ve ne yazarsa okurum dediğim bir yazar
Ayperi ve Ömer Seyirhan’ın şans eseri bir sahilde denk gelmesiyle başlıyor hikayemiz. Ayperi o an çok kötü bir kriz anında olduğu için “Nasıl olsa bir daha görmem” kafasıyla tüm dertlerini, geçmişin o ağır yükünü Ömer’e anlatıp içini boşaltıyor. Ama dünyanın ne kadar küçük olduğunu unutuyor tabii Bazen hepimiz bunu yaparız değil mi? Bir daha görmem diye her şeyi birden anlatırken buluruz kendimizi Sonra gece olunca “Ben ne yaptım ya” çatışmasını yaşamayan yoktur herhalde
Aradan biraz zaman geçiyor ve Ayperi arkadaşları Melike ve Şeyma ile karıştıkları bir kavga sonucu karakolluk oluyor. Kızların aralarındaki o bitmek bilmeyen didişmeler, birbirlerine olan koşulsuz destekleri ve o aşırı eğlenceli arkadaşlık dinamiği okurken resmen gençlik dizisi izliyor gibi hissettirdi Neyse bilin bakalım karakolda karşısına kim çıkıyor? Evet bildiniz, Ömer! Bizim kız şok oluyor ve kendisini tanımamasını istiyor ama Ömer onu hemen tanıyor ve o andan itibaren her yerde Ayperi’nin karşısına çıkmaya başlıyor Ayperi gitsin istiyor ama Ömer vazgeçmek bilmiyor, asla gitmiyor
Kitap komedi ağırlıklı özellikle Ayperi’nin Ömer ile olan çatışlamaları çok eğlenceli ama karakterlerin yaşadığı zorluklar içimi paramparça etti. Ayperi’nin daha çocuk yaşta, sadece bir pamuk şeker almak isterken başına gelen o olay... Bir çocuğun masumiyetini kaybedip o yaşta büyümek zorunda kalması, gülmemesi, konuşmaması, içine kapanması ve kimsenin bunu fark etmemesi o kadar acı ki
Ömer o kadar ince düşünen bir adam ki! Ayperi’yi rahatsız etmemek için elinden geleni yapıyor. Ayperi duvarlarını önüne yığsa bile Ömer sabırla onun etrafında kalıyor, detayları asla unutmuyor. İstemezse ona temas dahi etmiyor, yanlışlıkla dokununca özür diliyor Gerçekten kalbimi bıraktım!
Loresima’nın “Hayatı tozpembe olana değil, tozlu pembe olan herkese” diyerek yazdığı bu kitaba ben bayıldım kalemiyle yine beni şaşırtmadı, kesinlikle şans vermelisiniz!