Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 107. kitabı
Her şey, yazarın babaannesine ait o eski balayı fotoğrafının sosyal medyada önüne düşmesiyle bir anda başlıyor. Fotoğrafın altındaki o korkunç linç bir kadını ölümünden sonra bile "hain mi, vatansever mi?" sarmalına sıkıştırırken, torunu da onun onurunu kurtarmak için geçmişin karanlık sularına atlıyor. Ama sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki dert sadece bir aileye iade-i itibar yapmak değil; tarihe karşı bir borç ödemek. Bireysel bir sızının böyle toplumsal bir boyuta taşınması öyle kıymetli ki. Osmanlı’nın unufak olan dünyasından Balkanlar’ın o sancılı tarihine uzanıyoruz uzanmasına ama rejimler değiştikçe halkın uğradığı o büyük bozumu izlemek gerçekten can acıtıcı. Yönetimler değişiyor, liderler tutuklanıyor, idama götürülüyor derken asıl büyük bozgun insanların ruhunda yaşanıyor. İşte tam bu kırılmada kitap bizi o ağır kavramla yüzleştiriyor: Haysiyetsizlik. Gelen her yeni güç, sadece koltukları ve mülkiyeti değil, asıl bireyin haysiyetini elinden almaya çalışıyor. Geçmişi kendi kibirlerine göre kurgulayıp insanları kolayca itibarsızlaştırıyorlar. Benim bu kitaptaki asıl büyük felsefi beklentim de tam olarak buydu: İnsanın en zor durumda bile o haysiyetini koruma mücadelesi... Kırılma anlarında sabırlı kalabilmek, öfkeye yenilmeden onurunu muhafaza edebilmek. Tıpkı Friedrich Schiller’in o zamansız öğretisindeki gibi: Yaptığın her eylemin bir bedeli olduğunu bilmek, o bedeli olgunlukla kabul etmek ve tüm zorluklarla saf bir ahlak gücüyle baş ederken teselli bulmak... İşte bu gücün dünyaya sunduğu ifadeye haysiyet diyoruz. Ben daha önce yazarın Özgür romanında, Arnavutluk özelindeki o siyasal kırılmaları, insanların o çarklar arasında nasıl öğütüldüğünü hayranlıkla okumuştum. Bu kitapta ise aslında Özgür'deki olayların ve kişilerin öncesine, yani asıl köklerine ulaşıyoruz. Kitap başta tarihi belgelerle kurguyu harmanlayan bir biyografi gibi akıyor. Gelgelelim, başlardaki o çok detaylı aile soyağacı ve kronolojinin yanında, sonlara doğru bizi şaşırtan o büyük olaylar bana biraz hızlı geçildi gibi geldi. Ya ben okumaya doyamadım ya da o kısımlar yeterince derinleşmedi. Mesela Schiller'in bu haysiyet felsefesi ya da babaanneyle ilgili ortaya çıkan o diğer sırrın üzerine basılarak bu fonda çok daha devasa, sarsıcı bir roman çıkabilirmiş. Kitabı çok sevdiğim için bu eleştirileri yapma hakkını kendimde buluyorum aslında. Özgür'ün yeri bende hâlâ çok farklı ama Haysiyetsizlik'i de çok sevdim; sadece o aradığım felsefi derinliği tam istediğim kadar yaşayamadım. Yine de üzerinde günlerce konuşulacak kadar zihin açıcı bir yapıt olduğu kesin. Eğer henüz iki kitapla da tanışmadıysanız önce Haysiyetsizlik'i okuyup ardından Özgür'e geçmeniz naçizane tavsiyem olsun. Taşlar o zaman çok daha sarsıcı oturacaktır. Şimdiden herkese keyifli okumalar
HaysiyetsizlikLea Ypi · Yapı Kredi Yayınları · 20263 okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.