Lea, bir çocuğun sorumluluğunu almaya hazır olmayan ama tüm sorumluluğuyla baş başa kalan bir adamın kızı.
Annesinin ölümünden sonra tesadüfen karşılaştığı ve o andan sonra kendisinin de babasının da hayatını degiştirecek olan keman tutkusunu anlatıyor kitap.
Sevmeyi öğrenememiş bir adamın sevgisini göstermeyişini ve aslinda tüm hayatını kızına adamasına rağmen birbirine tamamıyla yabancı baba- kız ilişkisini okuyoruz. Annesinin bıraktigi boşluğu önce müzikte en iyisi olma arayışında sonrasinda da bir adamın aşkında arayan küçük bir kız.
Kitabın zaman zaman tıkanması dışında genel olarak akıcı buldum. Sadece bahsedilen derinliği tam olarak ben yakalayamadım maalesef ama yine de baba kız arasındaki o mesafe ve yabancılaşma sonuna kadar hissediliyor ve bu da kasvetli ve gerici bir hava oluşturuyor.
Sevgiyi hissetmenin ötesinde göstermenin ne kadar zor olduğunu ve hiç bir şeyin sevginin yerini dolduramayacağını yeniden yeniden fark ettim.
Lea, keşke ne kadar sevildiğini bilseydin, keşke hepimiz ne kadar sevildiğimizi bilebilsek.