·264 syf.····Okunma: 26 Haziran 2026 23:05 "İlk olarak İlber Hoca'yı rahmetle anıyorum."
Kitabı almadan önce zengin, fakir, okumuş veya okumamış her türlü insanı kapsayacak bir söyleşi olduğunu zannediyordum. Pek de düşündüğüm gibi değilmiş. Kitabın bir kısmı maddi sıkınti çekmeyen veya aileden zengin olan genç bir kesme yazılmış. Yoldan geçen herhangi bir gence sorsanız "Londra'da hiç tiyatro izledin mi?" Genç ne cevap vereceğini şaşırır. Millet kendi şehrindeki lokantaya bile girerken otuzkere düşünüyor paramı bu aya dengeleyebilirmiyim diye. Belki bu kitabı 90'larda okusaydım bir ihtimal hayal kurma umudum olurdu ama bu devirde aklından geçirmek bile güç. Bu konuda kitap bana boş geldi... Parası zaten çok olan bir gencin de bu kitabı okuyacağına pek inanasım gelmiyor.
Kitabın beğendiğim yönlerine gelirsek... Her okuduğumda sanki karşımda İlber Hocayla ben söyleşi yapıyormuşum gibi geldi. Onun sesiyle bu kitabı okudum ve bu çok hoşuma gitti. Yaşadığı olayları ve bilmediğim değişik bilgiler okumakta çok hoşuma gitti.
Hoca zaten tarihçi. Tarihciden de Tarih dinlenir... Hocanın yaşadığı hayatla benim yaşadığım hayat asla bir değil ve de olmucak. Kendimi şey gibi hissettim. Zengin bir arkadaşın varda sorununu onu anlatıyorsun ve oda seni takmayıp.Babamda bana pembe araba değilde beyaz araba almış diye ağlıyor. Tek sorumuz bu mu yani diyorsunuz bazı bölümlerde ,ama en sevdiğim bölüm 7. Bölümdü. Okurken çok zevk aldım. Bazı yazarlari ve kitaplarida araştırıp. Kitapları sepetime ekledim....