Çatalhöyük ile başlayan kitap, Anadolu’nun çok çeşitli kültürel unsurlarını yedi bölümde toplamış. Her bölüm kendi içerisinde oldukça zengin ve detaylı anlatmış. Sosyal, kültürel ve ekonomik anlamdaki yaşam biçimlerine dair detaylar benim çok ilgimi çekti. Özellikle zamanımızdan çok önce yıllarda insanlar nasıl yaşardı, ne düşünürdü, inanç sistemleri, sofra düzenleri ve ikili ilişkiler bakımından gerçekten de ilgi çekici olduğunu düşünüyorum. Özellikle kadın erkek arasındaki ilişki bağlamında benim en çok ilgimi çeken satırlar oldu.
Kadınlara biçilen roller ve kadınların topluluklar arasındaki yeri benim zaten özel ilgi alanım. Dolayısıyla tarihin satır aralarında, yapılan kazılarda elde edilen fikirler oldukça kıymetli. İnanç sistemleri zaman içerisinde ne kadar değişikliğe uğramış, insan düşünmeden edemiyor. Tarihin her döneminde hayat, insanlar için hep zorlu olsa gerek. Çünkü her çağın kendince yaşam koşulları birbirinden farklı mücadelelerle geçiyor.
Kazılarda çıkan nesneler bu anlamda insanlığa fikir veriyor. Yüzyıllar önce yaşamış toplumların hayatına dair önemli ipuçları ile birlikte bu buluntular sayesinde insanların beslenme alışkanlıkları, ekonomik faaliyetleri, sosyal yapıları ve teknolojik gelişmişlik düzeyleri hakkında bilgi edinmiş oluyoruz. Özellikle dönemin inanç sistemlerini, ölüm sonrası yaşama bakışlarını ve dini uygulamalarını anlamamıza yardımcı oluyor. Bu anlamda kitabın okuyucuya kazanımları oldukça fazla.
Sosyal yaşam, inanç, sanat ve ekonominin, semboller, hayvanlar ve bitkiler ile olan bağını da ele alarak çok keyifli bir tarih yolculuğuna çıkmak isterseniz, kitabın kapağını aralayın derim.