·232 syf.····Okunma: 27 Haziran 2026 16:10 Türk edebiyatının velut kalemlerinden Mahmut Yesari tarafından yazılan Gece Yarısı romanı, 1 Ağustos 1936 ile 3 Kasım 1936 tarihleri arasında seksen beş tefrika halinde Tan gazetesinde yayımlanır.¹ Dönemin tiyatro dünyasına dair renkli bir perspektif sunan romanda Celil Mahir ve çevresindekiler aracılığıyla okur Beyoğlu'nun sokaklarında ışıltılı bir gezintiye çıkar. Gece Yarısı'nda Mahmut Yesari, dönemin tiyatro kumpanyalarına, tiyatro sanatçılarının bohem yaşantısına, günü gününe yaşayışlarına, aralarında çıkan anlaşmazlıklara ve rekabete dair önemli gözlemlerini aktarır.
Romanda Darülbedayi'nin disiplinli tiyatro çalışmalarıyla amatör kumpanyaların disiplinsiz, derme çatma, belli belirsiz bir tempoyla çalışmaları, yapılacak her hazırlık için sermaye bulma uğraşları arasındaki çatışma dikkat çekicidir. Mahmut Yesari, romanına daha çok ikinci gruptaki ismleri yani amatör oyuncuları seçer: Celil Mahir, Fofo, Sunullah, Tayyar Bey, Kuvart, Sadrettin Rahmeti, Mevlüt, Bilal, Özdemir ve sonradan onlara katılacak İclal Hanım romanın asıl karakterlerini oluşturur. Bununla birlikte romanın kilit isimleri arasında Madam Zorayi ve Amca Safder'i de unutmamak gerekir. İmparatorluk artığı bu iki isim, romandaki genç karakterlerin arasında "her şeyi sezen", "herkesi tanıyan" kimlikleriyle öne çıkarlar. Bu karakterlerin gerçek isimleri çağrıştırdığından romanın arka kapağında bahsedilmektedir: "Romandaki Celil Mahir (Celal Sahir), Kuvart (Nuvart Suat), Fofo (Toto Karaca), Sadrettin Rahmeti (Nurettin Şefkati), Sunullah (Lütfullah Sururi) ve Amca Safder (Baba Saffet) gibi karakterlerin çoğu ise dönemin ünlü oyuncularını anıştırmaktadır."
Oyunculuğun yalnız sahnede kalmadığı, yaşamın tadına varmak için de birtakım oyunlara başvurulduğu, insanların oyuna getirildiği, oyuna gelindiği romanda dönemin sahne yaşamı ve perde arkası arasındaki tezat okuyucuya sunulur. Shakespeare'in dediği gibi "bütün dünya bir sahne"dir onlar için ve onlar kendi küçük dünyalarında birtakım "oyunlarla" yaşama tutunurlar. "Aktörün ölümü de alkıştan oluyor" düşüncesiyle alkışlanmak dışında hiçbir kazancı olmayan bu tipler nihayetinde yenilmeye mahkum görünürler. Bu hayatta gününü gün etmek, çilingir sofralarında mezeye çatal daldırmak, gece yarısından sonra yaşamak en büyük lükslerdir.
Gece Yarısı, tiyatronun perde arkasındaki hayata dair önemli malzeme sunan bir roman. Bir tiyatrocunun yaşama tutunma çabasının ötesinde kulisin gulguleli yaşamı, bilet satışları, sahne kiralama ücretleri, kimlerin kaç kuruş ya da kaç lira kazanacağı, kimlere neleri vaadedildiği, suflörlerin görevleri ve tavırları, seyircinin oyunu beğenmesi karşısında perde arkasında yaşanan sevinç ve daha nice detay. Gece Yarısı, bir solukta okunan ve okurunu 30'lu yılların Beyoğlu'nda, aktörlerin eğlenceli -biraz da sefih-yaşamına ortak eden bir roman. Mahmut Yesari'nin tüm romanlarının okurla buluşması dileğiyle.