Bir Dilek YetmezDilek Livaneli
Bazı öğretmenler yalnızca ders anlatır, bazıları ise dokunduğu her hayatı değiştirir. Dilek Livaneli'nin Bir Dilek Yetmez adlı kitabı, ikinci grupta yer alan, öğretmenliği bir meslekten çok yaşam biçimi olarak benimsemiş bir eğitimcinin gerçek mücadelesini anlatıyor.
Köy okullarında birleştirilmiş sınıflarda görev yapmak, öğretmenlik mesleğinin en zor alanlarından biridir. Kitapta Dilek Öğretmen'in, farklı sınıf düzeylerindeki öğrencilerin aynı ortamda eğitim aldığı bir okulda, o dönemde bu modele uygun ders kitapları bile bulunmazken her seviyeye uygun öğretim yöntem ve teknikleri geliştirerek öğrencilerine ulaşması hayranlık uyandırıyor. Her öğrencinin seviyesine göre bilgiyi uyarlayabilmesi, onu sadece başarılı bir öğretmen değil, aynı zamanda bütün öğretmenlerin örnek alması gereken bir eğitimci hâline getiriyor.
Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri ise, yokluklar karşısında umudunu hiç kaybetmemesi oldu. Hiçbir imkânın bulunmadığı bir köy okulunu, büyük bir özveriyle adım adım yeniden inşa etmesi; okulunu sadece eğitim verilen bir bina olmaktan çıkarıp çocukların umutla geldiği bir yuvaya dönüştürmesi, öğretmenliğin aslında ne kadar büyük bir fedakârlık gerektirdiğini gösteriyor.
Günümüzde öğrenciler bilgiye kolayca ulaşabiliyor; hatta çoğu zaman bilgi bombardımanı içinde kalıyor. Oysa Dilek Öğretmen'in yıllarında bilgiye ulaşmak bugünkü kadar kolay değildi. Buna rağmen o, öğrencilerine yalnızca bilgi aktarmayı değil, bilgiye nasıl ulaşacaklarını, araştırmayı ve öğrenmeyi öğretiyor. İşte gerçek eğitim de tam olarak budur. Çünkü ezberlenen bilgiler unutulabilir, ancak öğrenmeyi öğrenen birey hayatı boyunca gelişmeye devam eder.
Dilek Öğretmen'in en önemli özelliklerinden biri de görevini yalnızca okulun duvarlarıyla sınırlandırmamasıdır. O, sadece öğrencilerinin değil, bulunduğu köyün ve çevresindeki insanların da hayatına dokunmayı kendine görev edinmiştir. Çevresindeki sorunlara kayıtsız kalmayıp onları kendi sorunu gibi benimsemesi, öğretmenliğin toplumdaki gerçek rolünü gözler önüne seriyor. Bana göre öğretmenin sorumluluğu yalnızca ders anlattığı öğrenciler değildir; görev yaptığı bölgenin insanlarına umut olmak, gelişimlerine katkı sunmak ve yaşadığı çevreyi güzelleştirmektir. Dilek Öğretmen de kitabı boyunca bunu en güzel şekilde yansıtıyor.
Bir Dilek Yetmez, sadece bir öğretmenin anıları değil; sabrın, azmin, umudun ve eğitimin dönüştürücü gücünün hikâyesidir. Eğitim fakültesinde okuyan her öğretmen adayının ve mesleğini büyük bir özveriyle sürdüren her öğretmenin mutlaka okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu kitap, öğretmenliğin yalnızca müfredatı yetiştirmek değil; insanların hayatına dokunmak, umut olmak ve yaşanılan çevreyi değiştirebilmek olduğunu hatırlatıyor.
Bir öğretmenin bir dileği bazen bir köyü, bazen onlarca öğrenciyi, bazen de koca bir geleceği değiştirebilir. Bu kitap da bunun en güzel kanıtlarından biridir.