Shakespeare'in hayatına dair bildiğim tek bilgi, eşinin adının Anne Hathaway olması ve birbirlerine besledikleri derin sevgi; hatta bir söylentiye göre birbirlerine "Bir sonraki hayatta yine birbirimizi bulalım" demiş olmaları ve günümüzde ünlü oyuncu Anne Hathaway'in eşinin Shakespeare'in temsili resimlerine ne kadar benzediği idi. Lakin bu kitap, Shakespeare'in özel yaşamını daha derinden tanımamı sağladı. Kitap kesin gerçeklere dayanmıyor, kurgulanmış bir gerçeklik gibi diyebiliriz ama Shakespeare'in Hamlet'ini tekrar okumama ve bu büyük oyun yazarı adamın bir baba gözünden oğlu Hamnet'in kaybı ardından yaşadığı hisleri anlamlandırmaya çalışmama da oldukça etkisi oldu. Kitapta ve çoğu eski kaynakta Shakespeare'in eşi Agnes Hathaway diye geçiyor, üç çocukları var: Suzanne, Judith ve Hamnet. Hamnet ve Judith ikiz. Gerçek hayatta Hamnet, kesin bilinmeyen sebeplerden dolayı on bir yaşında hayata veda ediyor; kitapta ise daha dramatikleştirilip kurgu baharatıyla harmanlanmış haliyle Judith veba kapıyor, ölüm döşeğindeyken Hamnet yanına geliyor ve Azrail'i kandırmak için "Judith ile yer değiştiriyor", böylece Hamnet vefat ediyor ve Judith yaşıyor. Bu büyük kaybın ardından Agnes'in dünyası yerle bir olurken Shakespeare ise ailesinden iyice uzaklaşıyor. Londra'daki yaşamına iyice gömülüp Hamnet'i yazıyor.
Ölümün geride kalanlara hissettirdikleri, yas duygusunun dışarıya yansımasının kişiden kişiye değiştiğini Agnes ve William (Shakespeare) üzerinden görüyoruz.
Kitabı bitirdikten sonra filmi izledim. Genelde filmi çekilen kitaplara karşı önyargılı olurum ve eğer severek okuduğum bir kitapsa film, o kitaba hakaretmiş gibi gelir fakat bu sefer, filmi kitaptan daha çok beğendim. Agnes'i canlandıran Jessie Buckley rol yapmamış, Agnes'i yaşamış sanki. İzlemeyene tavsiye ederim.