Bu kitap beni en çok, insanın içindeki korkunun ve nefretin nesilden nesile nasıl aktarılabildiğini göstermesiyle etkiledi. Başta sıradan bir töre hikâyesi gibi görünse de ilerledikçe aslında çocukların bile büyüklerin kinine nasıl kurban edildiğini anlatan çok güçlü bir romana dönüşüyor.
Yaşar Kemal'in dili her zamanki gibi çok etkileyici. Doğa tasvirleriyle insan ruhunu öyle güzel birleştiriyor ki, olayları sadece okumuyor, adeta yaşıyorsunuz. Karakterlerin yaşadığı çaresizlik ve korku insana sürekli bir gerilim hissi veriyor. Özellikle çocukların bu acımasız düzen içinde sıkışıp kalması uzun süre aklımdan çıkmadı.
Beni en çok düşündüren şey ise, bir cinayetin aslında sadece bir kişiyi değil, koca bir toplumu nasıl zehirlediğini görmek oldu. Kitap boyunca "Bu döngü ne zaman bitecek?" diye düşündüm. Anlatılanlar yıllar öncesinde geçse de, insan psikolojisi ve toplumsal baskı açısından hâlâ güncelliğini koruyor.
Sadece bazı bölümlerde anlatımın biraz yavaşlaması nedeniyle tam puan veremedim. Ancak verdiği mesaj, güçlü karakterleri ve etkileyici atmosferi sayesinde kesinlikle okunması gereken eserlerden biri. Töre, intikam ve vicdan üzerine düşündüren, bitirdikten sonra da etkisi kolay kolay geçmeyen bir roman.