Acayipliklerle dolu acayipliklere şahit oluyorsunuz. İki yetişkin adama ne olmuşta böyle bir işe kalkışmışlar, ne diye hayatlarını sanki bir kurmalı saatmişcesine bozmuş ve o çanın sesinin ne zaman çalacağını bilmeyerek bu kadar oyundalar diyorsunuz ilk bölümleri okurken.
Kayra'nın dünyaya olan nefretinin tonlarca kalıpların sebebiyet verdiğini anlamaya çalışırken Kinyas'ın bilmeye karşı asiliği çöküyor üzerinize. Bi' Kayra çekiştiriyor 'beni anla beni dinle diye yakanı bi' Kinyas tutuyor boğazını 'onun saçmalıklarını boşver unut her şeyi doğumu, yaşamı bak ne de güzel hiçlik' diyerek gözlerini karartıyor.
Romanı okurken karakterlerin kafa karışıklığı size geçiyor. İçerdesiniz... Kinyas'ın yanında oturuyor Kayra'nın şişesini paylaşıyorsunuz. Her şey bittiğinde son sayfada uzunca bir süre kalıp 'peki ya ben neredeyim' diyebilirsiniz.