Puan vermedi·252 syf.··Beğendi
· Kim Bo-young’un tam yirmi üç yılda ilmek ilmek işleyerek tamamladığı bol ödüllü başyapıtı "Türlerin Kökeni", bildiğimiz tüm klişe robot hikayelerini tamamen ters yüz eden muazzam bir felsefi bilim kurgu.
Dünyayı robotların yönettiği bir Kore distopyasında geçen hikâye, evrimsel biyolojiyi ve yapay zekâ etiğini merkezine alarak bizleri adeta derin bir düşünce girdabına sürüklüyor.
Yazar bu dünyayı inşa ederken o kadar ince detaylar kullanmış ki; karakterlerin isimleri bile periyodik cetvele dayanıyor. İnsanı organik maddelerden sentezleyen robot Kay adını Potasyum’un (K) simgesinden alırken, hikayedeki diğer önemli robot Cecil ise ismini Sezyum’dan (Cs) alıyor.
Kitap üç bölümden oluşuyor ve bu bölümler aslında yazarın uzun aralar vererek yaş aldığı, düşüncelerinin yığıldığı zamansal katmanları temsil ediyor. Bir anlamda kurgunun da o muazzam evriminin gerçekleştiğini söyleyebiliriz.
İlk bölümde insanları organik maddelerden oluşturan ve onlara adeta tapan robotları okuyoruz. Yazar aslında bu bölümde hikayeyi bitirmeyi planlasa da yazmak istedikleri o kadar birikiyor ki hikaye genişlemeye devam ediyor.
İkinci bölümde karşılıklı krizlerin tırmandığı, robotların insanları yok etmek istediği o sert virajı dönüyoruz.
Son bölümde ise "Acaba bir uzlaşma olabilir mi?" sorusunun peşinden gidiyoruz. Yazarın kendi ifadesiyle; “Robotlara haksızlık olmasın.” dediği o içsel hesaplaşma tam da burada devreye giriyor. Robotların çevreye ve diğer türlere karşı olan sorumlulukları üzerinden, "birlikte yaşayabilme" kültürünü tartışıyoruz.
Darwin’in o kadim eserine selam duran ismiyle Türlerin Kökeni, canlının tam olarak ne olduğunu, neye canlı neye cansız diyebileceğimizi sorgulatan, insanlığa dair çok eski ve derin soruları önümüze koyan harika bir davet metni.
Bu çağrıya kayıtsız kalmazdım.
İyi ki okudumBilim kurgunun özellikle “bilim” kısmı ve felsefi tonunu çok ama çok sevdim.
Edebiyat dolu bir hafta olsunSevgiler