Yağmurlu bir akşamüstü, sokakta önüme bir taşı katmış umarsızca yürürken kulağıma gelen Neşet Ertaş'ın sesiyle birden durup kaldırıyorum başımı, yan tarafımda el emeği bir levhada "Hayat Meyhanesi" yazıyor. Sonra kapıdaki engin bıyıklı, içten gülüşlü, dost canlısı bir adam beni içeri buyur ediyor. Biliyorum ki içeride güzelliklerden bahsediliyor, bağlama çalınıyor ve halaylar çekiliyor gülümseyerek giriyorum o hâlde...
Ne demek ben Emrah Ateş okumadım:))