Yusuf Atılgan siyasi faaliyetlerinden dolayı öğretmenlik mesleğinden ihraç edilince genç yaşta İstanbul'dan doğum yeri olan Hacırahmanlı köyüne yerleşmiş ve otuz yıl boyunca çiftçilikle uğraşmıştır. Yazdığı öykülerdeki temada genelde kırsaldan kaçış üzerine kurulmuştur. Bu açıdan bakılınca Zebercet karakteri de aynı tema üstüne kurulu. Durağanlık cehennemi. İçinde bastırılan her şey malum kadının gelmesiyle değişecektir. Zebercet kendi farkındalığını kaybeder, içinde gizli tuttuğu eşcinsel eğilimleri açığa çıkar. Belki de ilişkiye giremediği temizlikçi kadını boğarak kendisine ve yaşamına duyduğu nefreti açığa çıkarmaktadır. Bu kısımda iç sorgulamalarını yoğun bir bilinç akışı tekniğiyle sunulur. Bir çok ihtimal sonucunda en makulune karar vererek intihar eder. Cinselliğin bu kadar ön planda olması okuyucuları rahatsız edebilir fakat herkesin içinde saklı tuttuğu farklı türlerde haz duygusunu bu kadar açık bir dille ve mükemmel tasvirlerle yazdığı için Yusuf Atılgan bana göre büyük bir alkışı hakediyor. Bir anektod olarak bu kitaptan sonra Hacırahman'lı köyünden ayrılarak İstanbul'a yerleşiyor ve uzun süredir mektuplaştığı kadınla evleniyor. Keza bu romanda sadece karısının anlayabileceği bir çok gizli mesaj varmış.