Bir çiçekçinin önünden geçiyorduk. Çeşit çeşit çiçekler.. lale, karanfil, gül, kır çiçekleri. Güller kırmızı ve beyaz.
Bak işte, tuhaf bir şey, dedim, bu çölde kim yetiştirir bu çiçekleri?
Çiçekler, dedi tek kelimeyle, her yerde vardır çiçek yetiştiricileri..
Bu basit yakalayış gülümsetti beni. Gerçekten nasıl da basite indirgeyebiliyor? Kİmi zaman onun baktığı gibi bakmak istiyorum çevreme. Ama yapamıyorum.
Bense, dedim, gene esrarengiz şeyler düşünmeye başlamıştım.
Sen hep çok dolambaçlı hale getiriyorsun her şeyi, dedi.
*Taş devri gibi, tunç devri gibi, insanların bir de gül devri geçirdiklerini düşünüyorum. Nasılsa o devirden kalma birtakım adamlar yaşıyor yeryüzünde .. kim bilir belki ayrı kolonileri vardır hala bir yerlerde, orada bu çiçekleri yetiştirip dünyanın her yerinde ihraç ediyorlar.. şehirlerin dışında, şehirleri hiç görmemiş birtakım adamlardı bunlar.. buna benzer şeyler geçiyordu aklımdan.
İçtenlikle ve deminden beri ilk kez sesli olarak güldü.
Genellikle çingeneler yetiştirir çiçekleri, dedi, dünyanın her tarafında hep böyledir.
Sayfa 94 - *Konulan yer kitapla ilgili önemli bir nottur.·Kitabı okudu