Puan vermedi·375 syf.····Okunma: 10 Temmuz 2018 20:57 Emir(12) ve Hasan(11) Afganistan'ın sakin dönemlerinde doğan, farklı hayat tarzlarına ve etnik kökenlere sahip olan çocuklardı. Kabilce hatrı sayılır Peştun bir aileye mensup olan Emir'in aksine, Hasan bu aileye yardım etmekle yükümlü olan Hazara Ali'nin oğluydu. Tıpkı Baba ve Ali gibi, Emir ve Hasan da birlikte büyümüş hatta aynı memeden süt emmişlerdi ancak bu aralarındaki uçurumun kapanmasına yardımcı olmamıştı. Üstelik sakin günlerin yerini kısa süre içinde savaşlar, işgaller, ölümler ve açlık alacaktı.
Emir, çevresindeki birçok çocuğun aksine okumayı seven ve kavgadan uzak durmayı tercih eden bir çocuktu. Annesini doğarken kaybeden Emir için Baba'nın dikkatini çekmek ayrı bir önem taşımaktaydı. Ancak bu hiç de kolay değildi. Baba'nın beklediği üzere kendini akranlarının saldırılarından yüreklice koruyamıyor, futbol ile ise hiç ilgilenmiyordu. Bütün bunların yanısıra geriye tek bir seçenek kalıyordu: uçurtma yarışını kazanmak. Bunun için elbette Vezir Ekber Han'ın bir numaralı uçurtma avcısı olan Hasan'a ihtiyaç duyacak ve belki de ömrü boyunca ödeyemeyeceği bir borcun altına girecekti.
Hasan cesur, sadık ve güvenilir bir çocuktu. Emir'i nice dövüşlerden korumuş, onun sözünden dışarı çıkmamıştı. Gerek babasının sağlık sorunları gerekse Hazara olması nedeniyle birçok kez alay konusu olmuş, bütün bunlara kulak asmayıp sakinliğini korumuş, yeri geldiğinde ise sapanıyla düşmanlarının canına okumayı başarmıştı. Hasan ile Emir arasındaki bağ öyle kuvvetliydi ki Hasan hiç düşünmeden onun için canını verebilirdi. Nitekim o kış sonu yapılan uçurtma yarışında da bunu Emir'e ispat edecekti.
Uçurtma yarışı ile başlayan kitap yine bir uçurtma yarışıyla son buluyor. Olayları çoğu zaman önceden tahmin edebilsek de bunun bir önemi yok çünkü yazar olaylardan çok hissedilen duygular üzerinde durmakta. Kitaptaki kimi olayların ilerleyen bölümlerde farklı şekilde yeniden gündeme gelmesi etkileyiciydi. Uçurtma Avcısı'nın satır aralarına saklanmış bazı sözler, anlamlar, olaylar ve duygular sizi gerçekten etkileyecek. Bu kitap size en büyük günahın hırsızlık olduğunu öğretecek ve tabi bir de yeniden iyi biri olmanın mümkün olduğunu.
Bu kitap dostluğun, kardeşliğin, yalanların, ihanetin, sadakatin, cesaretin, korkunun, acının ve açlığın tam ortasında.
Kitapta günümüzde kaybedilmiş çoğu duyguyu görmek mümkün. Eğer siz de henüz okumadıysanız bir an önce okuyun derim.
Kitabı okuyup çok begenince bir de filmini Izleyeyim demiştim. Ama izleyince buyuk bir hayal kırıklığı yaşadım. Bu kadar mükemmel bir kitabı nasil berbat ettiklerini görünce hüsrana uğradım desem yeridir. Yok arkadaş yapmasinlar. Kitapları filme uyarlamasinlar. Bıraksınlar da kitaplar bizim hayallerimizdeki kadar güzel kalsınlar...