Lev Tolstoy'un okuduğum ilk eseri İnsan Ne ile Yaşar'dı. Bu hikayeyi büyük bir zevkle, anın tadını çıkararak okumuştum. Kahramanları farklı ruhsal durumlara girmiyordu. İyi olan iyiydi. Ve hikaye bittiğinde yazarın ne anlatmak istediğini kolaylıkla çözüyordunuz.
Anna Karenina bambaşka bir dünya. Karakterler sürekli bir duygusal değişim içerisindeler. Zamanın ilerleyişini bu romanda derin bir şekilde hissediyorsunuz. Ruhsal gerilimleri, paylaşılan mutlulukları okurken o kahramanların yanıbaşında gibisiniz.
Sevgi ve aşkın ne kadar farklı güzergahlarda ilerlediğini Tolstoy'un bu iki eserini düşündüğümde daha iyi anlıyor gibiyim.