·784 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Temmuz 2018 22:20 "Yazar en iyi ihtimalle birkaç saatini bir odada oturarak yazmakla geçiren ve geri kalan zamanında yazdıkları hakkında düşünmeyen birisi olarak algılanıyor. İşte bu gibi yazarlar tekrar eve geldiklerinde, aynı ruh haletine girebilmek için zamana ihtiyaç duyarlar. Hâlbuki ben eve, meseleyi bütün yönleriyle düşünüp, düşünme sürecini tamamladıktan sonra gelirim; hatta tarzını bile ezberlemiş olurum. Bu nedenle insanlar benim yazdıklarımdan bir iki sayfa okuyunca stilime bayılıyorlar. Eğer insan bir şey istiyorsa, uğrunda her türlü fedakarlığı, her türlü çabayı gösterebileceği birşey ister - işte o zaman o istediği şey mümkün olur."
Søren Kierkegaard günlükleri tutmaya ilk başladığı zamanlarda "Bunların ileride kullanılma ihtimalini görmüyorum." yazmış olsa da, yazı ve düşünce konusunda ustalaştıkça aksini düşündüğü aşikar. Onun günlükleri, rastgele yazılardan oluşmuyor, özellikle kitap basma konusunda da zengin olduğu dönemde de günlüklerinde önemli bilgiler yer aldığını görüyoruz. Bu açıdan, okumaya ve felsefesini anlamaya da önemli bir rehber. Buradaki soruyu yanıtlayalım hemen, Kierkegaard'ı birazcık anlamak için bu kitabı okumak şart değildir ama yaşamı ile eserleri arasında ciddi bir ilişki olduğu için okumak iyi olabilir.
"Yalnızca yazarken kendimi iyi hissediyorum. Mutlu ve düşünce evimdeyken, yaşamdaki bütün anlaşmazlıkları, yaşamın bütün acılarını unutuyorum. (...) Öbür yandan yazar olmak gönüllü bir iş değildir; aksine benim kişiliğimdeki her şeyde ve kişiliğimin en derin arzusuyla tam bir uyum içinde olan bir iştir."
Yalnızca yazarken iyi hissetmesini istemezdim bir taraftan ama diğer taraftan öyle olmasaydı, bu kadar zengin eserlerden de mahrum kalırdık. Yazmak iyi hissettirdiğini günlüklerinde de çok rahat görebiliriz.
"İnsanları bilinçlendirmek, böylece yaşamlarını boşa harcamalarını ve parçalayıp atmalarını önlemek istiyorum."
Onu yapabilmiş mi bilmiyorum, çünkü insanların bilinçlenmesi karşılıklı bir çaba gerektiriyor. Bu alanda Kierkegaard dön derece yürekten ve iyi niyetli çaba göstermiştir diyebiliriz. Ama idealist Kierkegaard'a karşı Danimarka vatandaşı materyalist olduğu için bunu yaşamında görememiş.
"Bir koca olmak ve bütün yaşamı dolu dolu yaşamak benim gerçekten de idealimdi. Ve ben bu hedefe ulaşmak için var gücümle çalışırken -bakın ve görün ki!- bir yazar oldum ve kimbilir belki de birinci sınıf bir yazar oldum."
Kim bilir, belki de birinci sınıftır?
"Olağanüstülerin hiç birisi, bırakın görevinin tek başına kalmasını sağlamak olduğunu anlamayı, benim gibi tek başına bir duruş bile sergilemedi."
Günlük, Kierkegaard'ın eserlerinden çok daha fazla dini öge içermektedir. Kilise ile çatışma, Regine ile ilişkisi, basın ile ilişki genel konular.
Son olarak da şunu ekleyeyim:
"Benim için en ilginç olan şey; akıl ve özgürlük yoluyla yaşanan yaşamdır ve benim arzum daima yaşam muammasını çözmek ve aydınlığa kavuşturmak olmuştur."