·1216 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Temmuz 2018 00:00 'İstersek
İstersek sular
İstersek sular batıramaz...
...hayallerimizi.'
Ah gidiyorum bu öteki, sıra dışı, ikinci evrenimden.
Elveda Derry (ah Derry), elveda kaybedenler, elveda sevgili Kaplumbağa... Kitabın bitmemesini o kadar çok istedim ki sonlara gelince sayfaları endişeyle çevirmeye başladım. Çünkü ''O'' öyle bir kitaptı ki benim için ikinci bir hayat, öteki bir evren oluverdi. Bu yüzden kitabı her elime aldığımda kendimi gerçek dediğimiz hayattan soyutlayıp zihnimi Çorak Topraklar'a, Derry'ye, kütüphaneye taşıdım. Kitaptan 7 harika dost, birkaç düşman ve değişik bilgiler edindim (bkz. plasebo etkisi). Kitapta gördüklerimi gerçek hayatta görünce bir süre durup, düşünüp, gülümseyeceğim ve uzunca bir süre etkisinde kalacağım mü-kem-mel bir kitap.
(!Sonrası spoiler!)
Ben, Bill, Bev, Richie, Eddie, Mike, Stan... 7 harika karakter. 7'sinde de ayrı özellikler. 7 nota gibi, gökkuşağının 7 rengi gibi, dünyanın etrafındaki 7 gezegen gibi birbirlerini tamamlıyorlar. Dahi Ben (namıdiğer Saman Kafa), lider Bill (ya da Koca Bill), şakacı Richie, cesur ve güzel Bev, narin Eddie, şüpheci Stan, araştırmacı ve kaybedenleri 27 yıl sonra tekrar toplayan Mike. Hayatları boyunca serseriliğe mahkum kalmış, ezilmiş ama kaybedenler grubu ile birlikte kendilerini ilk kez bir yere ait hissetmiş 7 çocuk (sadece çocuk demek ne kadar doğru bilmiyorum). Kardeşi öldükten sonra ailesinin ona karşı soğuk tavırlarından bıkan Bill, kiloları yüzünden sürekli aşağılanmış Ben, annesi Sonia'nın baskısı altında hayatı şekillenen Eddie, babası Alvin'in ona karşı sert tutumlarından bıkan ancak bir yandan da babasının kendisi için endişelenmesinden de memnun olan Beverly, ırkçılığa maruz kalan Mike (İroniktir ki ileride Eddie aynı annesi gibi olan Myra ile, Beverly de aynı babası gibi olan Tom ile beraberdir.)... Kurt Adam'ı, Cüzzamlı'yı, Mumya'yı kısacası O'yu yok etmek için Çorak Topraklar'da inşa ettikleri kulüp evlerinde oturup planlar yapan, kızılderililerin ritüellerini deneyen kaybedenlerin arkasındaki güç Öteki, Kaplumbağa veya herhangi bir şey olabilir. Ancak bana kalırsa arkalarındaki gücün esas kaynağı çocukluklarından gelen dışlanma duygusunun temelini oluşturduğu bir şeyi başarma isteği, inanılmaz zekaları (O'yu kendi evinde, 29 numarada kandırmaları muazzamdı.) ve sıra dışı hayal güçleriydi (Eddie'nin asit silahı, 'yumruklarını direğe yaslıyor, hayaletleri görmeyi bekliyor'). Azmi inanılmaz derecede yüksek olan Koca Bill'i, kitap kurdu Saman Kafa'yı, King'in efsane anlatımından dolayı kendisine aşık eden Bev'i, esprileri ilk başlarda tuhaf gelse de alıştıktan sonra her konuştuğunda yüzümde gülümse bırakan Richie'yi (Bip bip Richie), inhalatörüyle arasında kuvvetli bir bağ olan Eddie'yi, ne kadar şüpheci olsa da arkadaşlarını asla bırakmayan Stan'i ve 27 yılını araştırmalarla geçirip kaybedenleri tekrardan bir araya getiren Mike'ı o kadar özleyeceğim ki...
Henry, Belch, Victor... Bunlar hakkında ne söylesem az kalır. İdeallerinden asla vazgeçmeyen harika üçlü. Ah hayır son cümleyi yazarken o kadar zorlandım ki anlatamam. Hayatımda en son kimden bu kadar nefret ettiğimi hatırlamıyorum. Henry, Belch, Victor, Patrick, Boogers... Her biri zorba, pislik, iğrenç 'insan'lar. Böyle düşünen tek kişi ben miyim bilmiyorum ama bunlar kadar olmasa da Eddie'nin annesi Sonia da kendinden az da olsa nefret ettirmeyi başardı. Her ne kadar evladını koruma içgüdüsü veya Henry ve diğer zorbalar için yetiştirilme şekilleri, ailelerinden gördükleri davranışlar bu kötülüklere sebep olsa da hiç kimse beni hayvanları öldürmenin, bir insanı öldürmenin (Patrick'in kardeşi Avery'yi öldürmesi, Henry'nin babasını öldürmesi), bir çocuğu hiçbir sebep yokken astımı olduğuna inandırıp sürekli kendini zor durumda hissetmesini ve hayatının buna göre şekillenmesinin tolere edilecek şeyler olduğuna inandıramaz.
O, Kaplumbağa, Öteki... Evrende çok uzun yıllardır var olan bu üçlü nedense bana Olimposluları hatırlattı. Evrenin karanlık tarafı O, her ne kadar onlara çok fazla yardım edemese de bana çok sevimli gelen Kaplumbağa ve O ile yapılan savaşta kaybedenlerin kazanmasının etkilerinden biri olan Öteki. Her biri özenle yaratılmış sıra dışı karakterler.
Gelelim sevgili King'imize... Okuyucuyu nasıl etkileyeceğini çok iyi bildiğinden, kitaplarını adeta bize yaşatan bir yazar olduğundan bahsetmeye gerek yok çünkü bunlar su götürmez birer gerçek. 27 yıl arayla söylenmiş cümleleri birbirine bağlaması bile bu adamın ne kadar usta bir yazar olduğunun kanıtı. Böyle bir gerilim dolu kitapta bile okuyucuya birçok şey öğreten üstat King gerçekten yaşayan en değerli yazarlardan biri. Sevgilerimi sunuyor, ayakta alkışlıyor, şapkamı çıkartıyorum efendim.
Bu arada kitabın çevirmeni Oya Alpar'ı da ayrıca tebrik etmek gerekir. Kitapların çevirmenlerine pek bakmam ama King'in kaleminden çıkan yazıları bize o kadar güzel sunmuş ki kitabı okurken 'Kimmiş bu kitabın çevirmeni?' diyerek ismini öğrendim. Kendisine ve Altın Kitaplar'a bu değerli kitabı bize böyle güzel bir şekilde sundukları için teşekkür ediyorum.
Velhasılıkelam okuyun okutturun. Kendinizi ikinci bir evrene, karanlık evrene bırakın. Tabi hangi evrenin karanlık olduğu size kalmış.