·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Temmuz 2018 17:52 Bir kütüphaneye ihtiyar bir zatın vefat ettikten sonra yakınları tarafından bırakılan kitaplarından biri olan 1973 basımlı olan bu kitap hemen dikkatimi çekmişti.(kitabın şuan yeni baskıları var. 1k ya konmuş olan da yeni baskısı)Düşünmeden edemiyorum acaba bunun gibi daha kaç eski basım kitaplar insanların şahsi kütüphanelerinde duruyor.Şimdi o insanların ölmesini istesem çok mu kötü biri gibi görünürüm?
Neyse kitabın muhtevası 2 bölümden oluşuyor denebilir.İlk kısım Dar'ül hikmetin kuruluşu,kuruluş amacı,meclise ilk konu olduğu zaman. Enterasandır, bu kuruma o derece önem verilmiş ki meclise konusu geldiğinde, tarih 1918 gibi; o kadar önemli konular olmasına rağmen her şey kenara itilip sadece Dar'ül hikmet konuşulmaya başlanıyor. Hatta Dar'ül hikmeti tüm islam aleminin kurtuluşu olarak görüyorlar desek yeridir. Beklenti bu seviyede. Kurtuluş derken kurulma amacını da söylemek gerekir. Anadoludaki ahlak erezyonu desek doğru olur. Beraberinde iman zaafiyeti, dini hassasiyetlerin zayıflaması gibi şeyler.
Tabi o üslub; üsluptan bahsetmeden olmaz.İnsanı asıl etkileyen şey. Vekillerin konuyu alış şekilleri, ciddiyetleri ve birbirlerinin fikirlerine karşı kendi fikirlerini savunmaları. Birşey fark ediyorsunuz, gerçekten hepsi müthiş kaliteli insanlar.
İkinci kısım artık Dar'ül hikmet açılmış, azaları seçilmiş, ve faaliyete girdikten sonrasını konu alıyor. Bu kadar önem verilen bir kurum sadece 4 yıl faaliyet gösteriyor. Azaları tanıtılıyor, Kısmen verilen fetvalar var. Az da olsa işleyişinden bahsediliyor. Tabi önemli kişiler var: Mehmet Akif, Said Nursi, Elmalı Hamdi Yazır gibi muhim zatlar var. Her birinin de fevkalade insanlar olduğunu öğreniyorsunuz.
Şunu söylemek gerekir kitapta ki dil biraz ağır. Genelde burda paylaştığım iletileri çoğunlukla kimse tam anlayamıyordu. Bunun farkındayım. Sevdiğim bir insanın bir sözü var bu durum için; bu gün konuştuğumuz dil mutfak türkçesi.