·189 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Temmuz 2018 01:07 İmkansız diye bir şey var mıdır?
Çabayla isteklerimizi imkanımız dahilinde yapabilir miyiz?
Hayata dair ne olumsuz düşünceleriniz varsa bu kitap bakış açınızı değiştirecektir, eminim!
Size, 2 gün önce okumaya başladığım ve az önce bitirdiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Evet aslında yoğun zamanlarım olmasına rağmen sayfa sayısı az olsa da erken zamanda bitirdim. Öylesine akıcı bir içeriğe ve sade bir dile sahip. Kitabın türü otobiyografi. Otobiyografik kitapları çok tanınmayan insanlar olmadığı müddetçe pek önemsemem ama Sol Ayağım pek de diğer otobiyografik romanlara benzemiyor. 2 veya 3 yıl önce bu kitabın film uyarlamasını izlemiştim o zaman çok yoğun duygular yaşamıştım. 100 temel eserimizden olması dolayısıyla da okumam gerektiğini düşündüm. Ve iyiki okumuşum. Herkesin okuması ve başucu kitabı olabilecek bir kitap.
Öncelikle yazarımızdan söz edeyiim biraz size. Christy Brown yirmi üç çocuklu duvarcı ailenin, hayatta kalabilen on üç çocuğundan biri olarak Dublin’de doğdu. Doğuştan beyin felçli olarak dünyaya gelmişti. Beyin felci kurbanı olduğu için konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu; sol ayağı hariç. Doktorlar ve aile dostları tarafından doğumundan sonra zihinsel engelli ve embesil gibi laflar işitse de annesi, hiçbir zaman söylenenlere kulak asmamış; çocuğun zihinel bir özrünün olmadığını ve sadece fizikel engeli olduğunu göstermeye çabalamış hayatının her döneminde. Götermiş de.. Hayatımda bu denli ayaklarının üstünde durup, kötü olaylar karşısında umutsuzluğa kapılmadan mücadele veren şahit olduğum tek tük insanlardan biri Christy Brown’ dan önce annesi geliyor.
Eğitimi olmamasına rağmen bir gün Christy’ nin kardeşinin kalemine yaptığı hamle sonrası ailedeki tüm bireylerin neredeyse hayatı değişiyor. Herkes elele vererek kardeşlerinin söylediklerini ikiletmeden, ağır sözler söylemeden yerine getiriyorlar; başta annesinin geldiğini gözden kaçırmamalıyız. Yazmayı, alfabeyi cesaretli annesi sayesinde öğrenen Christy artık hayatına farklı bir açıdan yaklaşmaya başlıyor. Kendine olan güvensizliğini yeniyor ve artık bir şeyleri başarabileceği düşüncesi onu cezbediyor.
Zaman geçtikçe sol ayağıma daha fazla bağlanmaya başladım. O, temel iletişim aracımdı; ailemin beni anlamasını sağlıyordu. Yavaş yavaş benim için vazgeçilmez oldu. Onunla evdeki diğer kişilerle aramdaki engellerin bazılarını kırmyı öğrendim. Sol ayağım, içinde bulunduğum hapihanenin kapıının tek anahtarıydı.
Christy’ in arkadaşlarıyla yaşadıkları eğlenceli dakikalar, içerisinde yaşadığı aşklar, yüzmeyi bilmeden yüzmesi, resim yapmayı bilmeden resim yarışmasına katılması ve kazanması, kendi dini inancına göre hacca götürülmesi; acı, aşk, korku, tevazu ve mutluluk… Her ne yaşadıysa, doğumundan Dublin’ deki Burn Ives’ in konserine kadar hayatının her anını sol ayağıyla kaleme alan cesur bir adamı okuyacaksınız. Christy Brown’ u okuyacaksınız.
Bir insan nasıl olur da bu kadar olumsuz şeye rağmen direnebilir hayata, onun resmedilişni göreceksiniz.
Çok fazla ayrıntı vererek kitaba dair heyacanınızı ve merakınızı kırmak istemem. Duygusa bir insan değilim ama kitabın son bölümünde öyle bir anlatım tarzı var ki yanaklarımdan üzülen gözyaşlarını hemen hissedememiştim, kitabı bitirdiğimde farketmem benim için ayrı sürpriz olmuştu.
Keyifli okumalar