Otelde bir Buharalı çocuk yanımıza geldi. Geniş yüzlü, beyaz dişli, kısa burunlu, konuşmak heveslisi bir çocuktu. Satılık külâhları elinden düşecek kadar bize dalmıştı. Elindekileri sorduk -Hacı külâhları! dedi. Kimin yaptığını anlamak istedik. -Medine’li usta, cevabını verdi. -Sattığın şeyden sana ne verir? Küçük, göğsünün bütün nefesini boşaltan uzun bir “hiç...” le boynunu büktü: -Sade ekmek alırım; entari giyerim, dedi. -Anan nerede? Baban kim? Anası Mekke’de, babası Medine’de ölmüştü. Memleketini sorduk. Ruhunun bir köşesini yırtmıştık. İsim Söylemedi, yalnız; -Sıcak değil, içinden su geçer dedi.
Sayfa 71
·
4 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.