·144 syf.····Okunma: 31 Temmuz 2018 21:14 “Baba, eğer padişah siz iseniz geliniz ve ordunun başına geçiniz. Yok, eğer padişah ben isem, size emrediyorum! Gelip ordunun başına geçiniz.” “#Fatih Sultan Mehmet Han”
Kitap Padişah I. Abdülhamit Han, Cariye Aşkıdil ve Harem Ağası Cafer’in ortak hikâyelerini konu eder. Kitap birinci tekil şahıs ile üç farklı karakterin anlatımıyla başlayıp, bitmektedir. Gözünü padişah ile açan Aşkıdil’in padişaha aşkını ve padişaha yazdığı sayısız mektuplarını biz okurlara ifşa eder. Bu mektupların sadece bir tanesi padişaha gitmiştir. Diğerleri ise padişaha oluşmayacağı için cesaretle yazılmış cümlelerle bezelidir. Ayrıca çokta sıkıcıdır.
Cafer Ağa, harem ağasıdır ve padişah, şehzade iken sıkı dostlardır. Sultan III. Mustafa hakka yürüyüp, saltanat kapıları I. Abdülhamit’e açılınca yay ustası Cafer’e “en yakınımda ol” diye ricada bulunur. Cafer ise padişahın bu ricasını kabul eder ve hadım olur.
Padişahlık? Zor zanaat. İçtiği çorbaya kaşık atılan adam… Dilediği gibi dağda bayırda gezemeyen adam… Otlarda çimenlerde yuvarlanmayan adam… Akrabalarına gönül rahatlığı ile sarılamayan adam… Ki bu saydıklarım en basiti. Tüm her şeylerden mahrumsun ama padişahsın. Allah hepsinin mekânını cennet eylesin zor mesele her şeyi idare etmek.
“Padişahlara layık.” Bu sözün ata babası kimdir bilmem lakin denizde ya da karada yapılan baskınlarda rehin olan kızların, kadınların güzelliğinin sebep olduğu söz olduğu da aşikârdır.
Kitap dil olarak eski Türkçe kelimelere yer vermesi ile hoş bir görünüm kazanmıştır. Lakin konunun bağnazlığı ve Aşkıdil adlı cariyenin bir dolu, aynı mektupları bolca okuru sıkmaktadır. Kitabı kurtaran karakter ise Hadım Cafer’dir. Cafer ise hadım haliyle Cariye Aşkıdil’e vurgundur.
Algı; Osmanlı padişahına erkek evlat veren kadının başına devlet kuşu konması…
Algı; “Aslında tam da tersi idi beklenen; benliğini yok ederek Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesine hizmet etmekti, yalnızca onu memnun etmekti, yoksa kendi değersiz nefsini tatmin etmek değil.” Bu kısım kitaptan alıntıdır. Lakin bana çok ama çok bağnazca geldi. Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesine hizmet etmek yazarın Hilafet sahiplerine her hakkı tanımasıdır. Günümüz sahte mehdiler ile dolup taşmaktadır. Keza bu insanların psikolojik sorunları olduğu ise aşikârdır. Peki, bunlara inanan insanların psikolojik rahatsızlığı nedir? Tanısı nedir? Bu bilinmez. Ayrıca I. Abdülhamit gerçekten dinine aşırı bağlı, örnek insanlardan birisiydi. Ben okur olarak yazarın bu ithamı padişahımıza yakıştırmasını esefle kınıyorum.
Sözün özü; kitap okunulası ve tavsiye edilesi değil. Okura hiçbir şey katmayacağı ortada, ne için yazıldığı belli olmayan bir eserdir. Kitabın ön sözünde der ki en ayrıntılı şekilde haremi anlatan kitaptır. Lakin ben anlatılanlarla hiç tatmin olmadım.
Sevgi ile kalın.