Geçmişi milattan önceki yıllara dayanan, insanoğlunun düşünüp buldugu, rastlantının her türlü despotluğuna karşı koyan ve zafer kupalarını yalnızca akla veren bir oyun düşünün: Satranç.
Hiçliğe mahkum edilmiş bir adamın şans eseri ele geçirdiği küçücük bir satranç kitabı ile delirişine anbean tanık oluyoruz.
Satranç oynayarak benliğini topluma kabul ettiren üstün zekalı bir asosyal ile satranç ile zekasının sınırlarını sonuna kadar kullanarak gerçekliğini yitiren bir adamın satranç tahtası etrafında kesişen muhteşem öyküsü. Ha bir de bizim gibi sıradan seyirciler var :)
Şiddetle tavsiyedir okuyunuz efendim okutunuz.