“Yaşıyoruz Sessizce"
Hüznün yansıması var bu kitapta Ömür Hanım. Sizden geride kalan adamın yokluğunuzdaki acısı var. “Benim için şiir yazdın mı hiç” demişsiniz, şimdi sizin için binlerce kişinin okuduğu yürek yakan satırlar var. Belki size yazılan satırları göremediniz, okuyamadınız ama bir ömrü birlikte yazdınız, koskoca 45 yılı. Siz yazılan satırları aslında biliyorsunuz çünkü siz bu satırların arkasındaki adamı biliyorsunuz.
“Ömür Hanım, iyi ki ben de seninle yaşadım dünyayı.” yazdıracak kadar saf bir sevgi yaşamışsınız, okuyanı özendiren.
Ama gidişinizle yaşamdan çok şey çalmışsınız. Baharın gelişini, zamanın akışını, yağmurun yerle tamamlanışını, bir adamın var oluşunu...
Birini sevmenin o korkunç güzelliğini ve kaçınılmaz sonunu okuyoruz bu kitapta. Birine duyulan sonsuz özlemi. Biri gidince diğerinin de yok oluşunu. Eşyaların yerini değiştirememeyi, yokluğuna alışamamayı, hala kahveyi iki kişilik yapıp biri dökmek zorunda kalmanın acısını...
“Bir kahve yapayım diyorum
İki fincan koyuyorum, süt hazırlıyorum sana
Sessizlikten mi nedir
Bütün bunları yüksek sesle söylüyorum.
İnsan başka nasıl katlanır ölüme, bilmiyorum.”
Gitmeyen bir güz gelmiş şimdi Şükrü Erbaş’ın yaşamına, yeşermeyen yapraklar...
Ah Şükrü Erbaş, sevilmeyi ve sevmeyi ne güzel yazmışsın.
Bu kitapta bulunmayan fakat benim çok sevdiğim şiir olan “Ömür Hanımla Güz Konuşmalarını” da Eser Gökay’ın sesinden buraya bırakıyorum.
youtu.be/_1InLLgdHPY
Yaşıyoruz SessizceŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201616,1bin okunma