·139 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ağustos 2018 14:39 ‘’Eğer Tanrı varsa; onu affetmem için bana yalvarmak zorunda kalacak’’...
Auschwitz Nazi kampında, bir hücre duvarında yazılmış olduğu söylenen bir yazı. Veyahut ‘’Tanrım, bizi unuttun mu? ‘’ Doğrudur , yanlıştır; bilinmez fakat kim bu yazıların kesinlikle yazılmamış olduğunu iddia edebilir ki? Hele de içinde bulundukları korkunç durumu düşündüklerinde...
Aklıma hemen bu sözleri getiren bir kitap oldu ‘Kabil’. Kırmızı Kedi Yayınevi’nin yapmış olduğu kampanyayla bir oturuşta 8 kitabını birden almam ile tanışmış olmam bir oldu. Ölmeden önceki yazdığı son kitap ile başlamış olmam ise sanki tam adını koyamadığım bazı düşüncelere tercüman olması açısından hem müthişti hem de kendisine bağımlı olmam yolunda çok sert bir başlangıç yaptı. Aslında sertlik adamın özünde var; Saramago:Vahşi bir Turp!
Yahu arkadaş, biz çocukluğumuzda nasıl yetiştik? ‘’Yemininden dönersen Allah Baba taş yapar!’’, ‘’Allah’a küfür etme, ağzın yüzün yamulur, çarpılırsın!’’, ‘’Kuran’ı yere koyma, ocağına ateş düşer!’’, ‘’Sorgulama, cehennemde kavrulursun!’’ ... ‘Her dini söylencede gerçeklik payı vardır’ inanışıyla geçen bir çocukluğun ardından gözlerin açılması ve sadece etrafınızda olan bitene başınızı kaldırıp baktığınızda içinizde filizlenen şeylere başlangıçta bir isim koymakta zorlansak da, her zaman o inanışların çekingenliğiyle bir türlü kabukları kıramadık. Doğmamızla birlikte vakit kaybetmeden kimliğimize işlenen ‘Dini : İslam’ ibaresiyle inancımız sorgusuz sualsiz indi bünyeye ve yetiştirildik, sorgulamayı günah saydık.
Saramago’nun kadim zamandan gelen dini olaylara alternatif bir öykü yaratarak Tanrı kavramını sorgulaması başına ne kadar dert açtı bilinmez, belki de tam yansımalarını alamadan göçüverdi. Halbuki bunun öncesinde İsa için yazdığı alternatif bir romanda tecrübe etmiş ve koskoca Portekiz Başbakanı (yeminle başka işleri yok!) tarafından kitabı yasaklanmış. Bununla ilgili demeciyle ise derin darbeyi vurmuştur: ‘’İnananlara saygım var; Vatikan’a , kuruma saygı duymuyorum...’’ Bunu okuyunca nedense Diyanet’e oradan da bütçesini kurcalarken buldum kendimi. 2,5 milyar’dan 7 milyar’a çıkmış.Bize katma değeri olması gereken ‘bilgi’ ve ‘ilim’ bir kenara dursun, vicdan dışında bir işe yaramayan ‘inancımız’ çok daha önemli!
Saramago, kafasındaki tüm düşünceleri Kabil’de şekillendirmiş ve onun gözünden, bakış açısından sertçe aktarıyor bizlere. Sorgulayabilmenin dayanılmaz hafifliğini ve cesaretini iliklere kadar hissettiriyor. Bunu yaparken ‘Bel altı’ndan vurması, pornografi ile şekillendirmesi eleştirilmiş olsa da asıl amacının; fizyolojik, hormonal doğal ihtiyaçların aracılığıyla kutsal saydığımız, toz kondurmadığımız karakterlerin de aslında ‘İnsan’ olduklarını vurgulamak, hatalarıyla beraber. Buradan Tanrı’ya bağlanması ise kaçınılmaz oluyor. Geçmişte yaşanmış olduğu düşünülen olaylar üzerinden sorduğu soruları düşünürken insan ister istemez günümüzle bağlantı kurmadan edemiyor. Her masum insanın,çocuğun ölümünde bu soru zihnine bıçak gibi saplanıyor, can acısıyla beraber.