Puan vermedi·605 syf.····Okunma: 09 Ağustos 2018 10:07 Dna sarmalınızda mutasyona uğramış bir gen varsa bundan kaçamazsınız zamanı geldiğinde gelir, sizi bulur aynı Calliope Helen Stephanides'de olduğu gibi. Bu Calliope'nin dokuz nesil boyunca kimselerde ortaya çıkmaksızın kuşaktan kuşağa aktarılan beşinci kromozomundaki resesif mutasyonun hikayesi.
1922 yılı Olimpos Dağı yani bizim söylemimizle Uludağ, Kurtuluş Savaşı'nda Türkiye, Bursa Yunan birliklerinin işgali altında Türkler ve liderleri Mustafa Kemal emin adımlarla yurdu temizliyor. Kahramanımızın büyükannesi Desdemona, Olimpos dağı eteklerinde ipekböceği kozahanesinde üretim yaparken kaybettiği anne ve babasının yasını tutuyor bir süre sonra Türklerin Bursa'yı geri almasıyla birlikte Amerika'ya kaçmak zorunda kalacak fakat annesinin ölürken ki son isteği olan kardeşinin evlendirilmesi görevini de yerine getirmeli. Sakin sakin duran mutasyonlu genin oluşumu da bu zamanlara denk geliyor.
Kitap genel itibariyle çok akıcı bazı yerlerde verilen bilgiler akışı bozsa da okumayı etkilemiyor.
Benim en sevdiğim kısımlar ise Atatürk'ün adının geçtiği kısımlar. Yabancı bir yazarın kitabını okurken "Mustafa Kemal'in resmi: Başında astrgan şapka, sırtında kürk yakalı paltosuyla Türk lider çatık samur kaşlarının altından masmavi gözleriyle keskin keskin bakıyor." tasviri ile karşılaşmak inanılmaz keyifli.
Middlesex böyle insanlarda var kimseyi yargılama sadece anla demenin kitap hali olmuş.