Puan vermedi·400 syf.····Okunma: 16 Ağustos 2018 12:20 Kitaba başlarken, okuduğum incelemelerle ve kitap hakkında duyduklarımla beraber büyük bir heyecan vardı içimde. Bir erkeğin 19. yüzyıl Fransa'sında bir kadını nasıl anlatmış olabileceğini merak etmiştim doğrusu. Merakımı ve heyecanımı boşa çıkartmadığı için teşekkür ederim Gustave Flaubert'e.
"Madame Bovary" başlığı ne çok düşündürmüş ve etkilemişti beni "Emma"yı anlamaya çalışırken. O, Emma'ydı ama evliliğin ona verdiği sorumlulukla Madame Bovary diye unutulmaz bir karakter çıktı karşımıza. İşte bu sorumluluk, kadın olma sorumluluğu, onda karşı koyma isteği ve heyecan arayışı oluşturdu. O Madame Bovary'ydi ama Emma olmak istiyordu veya bu kaçışları, gizemleri ve sırlarıydı ona şehvetini kazandıran şey. Aslında Madame Bovary; yüzyıllardır her gelenekte olan maskulin liderliğe bir karşı koymadır. Tutku ve arzunun yalnız erkeklerde olmadığını ve yanlış yapma yetisinin insana ait olduğunu gösterir bize. Ve Charles ise maskulin baskının feminin kabullenişinin aslında cinsiyetlere bağlı olmadığının sembolüdür. Alttan alma, razı gelme ve (nasıl diyeceğimi tam bilemedim) gözü kapalı bir aşık olma özelliklerinin kadınlara değil erkeklere de ait olabileceğini anlatır bana göre.
Amatör bir okuyucu ve yazarım, yanlışım varsa kusura bakmayın. Kitabı nasıl anladıysam kendi sözlerimle size aktarmaya çalıştım:)