·510 syf.····Okunma: 16 Ağustos 2018 08:53 Tarihin yaşanmış ve bitmiş olaylar bütünü olmadığı düşüncesiyle bir kez daha karşı karşıya kaldığınızı hissettiren satırlarla hemhâl oluyorsunuz bu kitapta.
İnsan aynıdır aslında hangi zaman ve zeminde yaşamış olursa olsun, olumlu olumsuz her duyguyu bünyesinde barındırır. Biz hangilerini ön plâna çıkarıp beslersek bize hakim olanlar onlar olur ve bizi yönetirler. Bu yüzden "Beşer veya Âdem" olmak kişinin kendi inisiyatifine bağlıdır. Yorumumu da bu bakış açısıyla yazmaya başlıyorum.
Eserin baş karakterindeki baskın olan olumsuz duygular: Kin, ihtiras, intikam...
Bu duyguların, inançsızlık ve keskin zekâ ile bir araya gelmesi durumunda nasıl bir dehşetin orataya çıktığını tarihe damgasını vuran bu karakterde görüyoruz.
Evet İbn Sabbah, beslediği bu
duygulara ömrünün üçte birini harcayacak, bir batîni tarikatı kuracak ve fedai adını verdiği özel askerler yetiştirip akıllara durgunluk veren şeytani plânlarını bir bir uygulayarak Selçuklu İmparatorluğu'nun yıkılışında ve birçok yöneticinin de katledilmesinde önemli rol oynayacaktır.
Burada en can alıcı nokta şüphesiz fedailik. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp oluşturduğu sahte cennetle gençleri kandırmayı başarıyor Sabbah. İnanç sömürüsü çerçevesinde sistemin çarklarını döndürüyor..
21.yy da yaşayan bizlere bu yaşananlar garip gelmiyor biliyorum çünkü bu zihniyetin minvalinde daha geliştirilmiş yöntemlerle yapılmış sayısız örneklerini duyduk, gördük ve hâlâ daha görüyoruz. Ama Hasan ibn Sabbah o dönemin emsalsiziydi, günümüzde de kanımca bu tür oluşumlara ilham kaynağı oldu.
Son olarak, kitap çeviri olduğu için edebi tat alamadım, biraz yavan geldi bu yüzden. İçerik konusunda ise yazarın çok kapsamlı araştırma yaptığı çok açık.
Rivayetlerin çeşitliliğinden ötürü hikâyenin detaylarının gerçeklik payı ne kadar bilemem ama özü net verilmiş.
Tarihi roman sevenlere ve okumak isteyenlere iyi okumalar.