Doğuştan kör olmak farklı bir şeydir. Gören gözlerle hayata başlayıp sonradan görme yetinizi
kaybetmek farklı bir şey. İkisinin verdiği hissi hiçbir zaman bilemeyiz. Eğer gören gözlere sahipsek.
Öyle 3-5 saatliğine gözleri siyah bezlerle bağlayıp da empati kurmaya benzemez bu işler. Siz 3-5
saat yaşarsınız öyle ama o insanlar ölene kadar yaşamak zorundalar. Bazı zamanlar Tanrı'ya karşı
"neden o insanları öyle yarattın" diye isyan ettiğim olmuştu. Bir bildiği vardır elbette ama onun
bildiğini ben bilmediğim için haddim olmayan bir cüretkarlık göstermiştim. Biz normal
olduğumuzu sanan insanlardan farklı olan diğer insanlar için de aynı şeyleri hissetmiştim tabi ki.
Nasıl bir açıklama getirilebilir bilemiyorum. Allah onları da öyle imtihan etmeyi uygun görmüş
demeyle de çözülmüyor sorunlar. Yine de sadece şunu biliyorum; geçmişte ne yaptıysak karşılığı
olarak bugün onları yaşıyoruz. Bugün yaptıklarımız da yarın yine karşımıza farklı şekillerde
çıkacaktır. Eğer dünyada yaptığımız kötülüklerin karşılığını er ya da geç bu dünyada
görebiliyorsak demek ki yukarda veya yerin altında, bu dünyada veya başka bir dünyada, ama
mutlaka bir yerde de yaptıklarımızın sorumluluğunu kabullenmek zorunda kalabileceğimiz bir yer
var. Görme yetilerini sonradan kaybeden insanların hikayesini okuyoruz burada. Hani öyle "yazar
burada gözleri gören biri olarak, şöyle iyi yansıtmış körlüğü, böyle iyi yansıtmış" demicem. Çünkü
bazı duyguları yaşamış biri olarak biliyorum ki, hiçbir zaman yaşamadan bilemeyiz. Kitapda
yansıtılan en iyi gerçekliklerden birisi bence insanların, insanlığını ne kadar çabuk
kaybedebildikleri. Hareketlerimizi kontrol mekanizması olmayınca ne kadar da çabuk
hayvanlaşabiliyoruz. Kendi hayatımıza baktığımızda da bu öyle değil mi aslında. Kimsenin
görmediği zamanlarda nasılız, gözlerin üzerimizde olduğu zamanlarda nasıl. Olabilir, 24 saatin
24'ünde de kibar olmak mümkün değil. Ama bu hikayede farklı bir şeyler var. Sadece kendi
grubunu sahiplenerek diğer insanlara karşı büyük bir acımasızlık içerisinde olmak ve katı bir
vahşilik göstermek. Aynı durum gerçekte başımıza gelse insanların ve hükümetlerin farklı bir
durum içerisinde olacaklarını zannetmeyin. Aynılarını belki de daha fazlasını yaşamak zorunda
kalabiliriz. İyi biliyorum çünkü. Hep söyerdim insanlığımızı kaybetmemeliyiz diye. Artık öyle
söylemiyorum. Sadece kendinizi ve ailenizi korumanın yollarını bulun ve mümkün olduğunca
insanlardan uzak durun. -eğer böyle bir durum başımıza gelirse diye- Bazen de maddi körlük
manevi körlükten daha az zararsızdır. Öyle ki manevi körlüğün ne denli zararlı olduğunun en
güzel örneklerini ülkemizde görüyoruz. Sanırım uzunca bir süre daha görmeye devam edeceğiz.
Eğer tarihi meraklıysanız lütfen İran Devrim Tarihini okuyun. Her şeyin nasıl başladığını görünce
şok olacaksınız. Afganistan'ın geçmişini görünce ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Size
bahşedilen özgürlüğün ama her türlü özgürüğün kıymetini bilin. Ve onu savunmak için
mücadeleden korkmayın. Tarihde bizi her zaman esir almaya çalışmış milletler olmuştur.
Kendilerine içeride yardımcılar da bulmuşlardır. Ve bulmaya da devam edeceklerdir. Gözleri
görmeyenden değil, kalpleri görmeyenden korkmalı. Malcolm X bir defasında şöyle demişti;
"Birini ayıplamakta acele etme. Senin geçtiğin yoldan geçmemiş ve senin kadar hızlı düşünemiyor
olabilir. Unutma sen de bir zamanlar şimdi bildiklerinden habersizdin."