·441 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Ağustos 2018 01:43 "Religionssoziologie" incelemeye Weber'in kendi oluşturduğu terim ile başlamak istiyorum. Daha net bir tabirle tüm dinler için disiplinli bir sosyal analiz yaratmak. Bu eserin içeriğini incelemeden önce kitabın yazımı Weber'in yaşamının sonlarına doğru gerçekleştiğinden bu eser çok daha önemli bir hal alıyor. Şuna da değinmeden edemeyeceğim gerek İngilizceye çeviren gerekte Weber hakkında yakın ilgiye sahip kişilerin ortak bir endişesi kitabın sosyolojik bakış açısından yoksun bazı kişilerin eline geçip yanlış yorumlanabilmesi. Bu endişeyi benden sonra ki okuyucular için bir not olarak buraya eklemek istedim.
Peki içerikte ne var? Tüm dinler derinlemesine bir incelemeden geçiyor. Weber'in dine yaklaşımını ise şu sözler net bir şekilde açıklıyor. "Weber Din alanında çalışmaya başladığında, dine yaklaşımı, "kelimenin tam manasıyla," teolog ya da kilise tarihçisinin din tasavvurundan çok; özellikle bir cemiyet içindeki insan davranışının ekonomik nitelikleri gibi insan davranışının diğer tezahürleri, vaatler ve dini düşünceler arasındaki ilişkiler üzerineydi."
Bence bu bakış açısı dine çok farklı bir anlayış katarak yorumlamanın önünü açtı. Bu doğrultuda insan davranışının dini ve diğer oluşumları ile arasında ki ilişkinin kavranması çok daha yalın bir hal almış oldu.
İlk olarak Dinin kökenleri ; ilk insanın tabuları ile başlayan inançlar daha da evrimleşerek günümüzde ki bir çok dinin tabanını oluşturuyor. İlkel insanlardan bu yana gelen dinsel davranışlarımız Weber'e göre öyle çeşitlilik gösterir ki bu davranışın kavranışına sadece sübjektif deneyimler, fikirler ve ilgili bireylerin amaçları, kısacası, dinsel davranışın "anlamı" yönünden ulaşılabilir. Bize kadar uzanan bu çeşitlilik şöyle devam eder; Ruhlara, Şeytanlara ve Tine inanış, Weber'e göre belli ekonomik koşullar ruhlara olan bir inancın ortaya çıkışı için gerekli ön koşulları sağlar. Başta ruhlara olan inanç insanın ölüme ve Tanrıya olan bakış açısını da geliştirmiştir. Çünkü ruh fikrinin gelişiminden sonra der Weber beden ortadan kaldırılmalı ya da mezara hapsedilmeli, ona hoş görülebilir bir varlık sağlanıp, yaşayanların sahip olduğu serveti kıskanması engellenmeliydi; ya da, geride kalanlar huzur içinde yaşayacaksa, onun iyi niyeti başka yollardan sağlanmalıydı. Bu yaşanan gelişimlerin bir de toplumsal ve sanatsal etkileri bulunmaktaydı. Şeytanlar, Ruhlar ve Tanrılar büyüsel sanatların anlamını da etkiledi. Ancak ilkel ve modern insanın da bildiği gibi bu varlıklar somut olarak kavranamayacağı için "Natüralizm ve Sembolizm" aracılığı ile yeni bir kavrayış ortaya çıktı. Bu konu siyasal ve yerel tanrılar, monoteizm, büyü, ahlaki vicdan gibi çok daha derin konular içerdiğinden incelemeyi daha fazla uzatmak istemiyorum.
Son olarak modern teoloji ve modern toplumun inancı açısından şuan da ne durumdayız? Weber şunu çok net bir şekilde özetliyor; Orta ve alt burjuvazi Dünyevi erdemler ile birlikte nihai hedef olarak seçtiği İlahi takdire bağlı olarak tam bir kurtuluş amacı gütmektedir. Bu inanç sistemi içinde yönetici sınıfların aksine orta sınıfların barışçılığına ve onların ev ve aile hayatı üzerindeki daha büyük vurguya karşılık geleceğini söylüyor.
Peki yönetici sınıf? Dini temelleri olup da dünyevi olmayan her sevgi ve gerçekte her inanç gerçeklerden bir kaçıştır. Bu yüzden Weber'de kitabın da "İmtiyazlı Sınıfların Siyasal Çöküşü" adlı bir bölüm bulunuyor. Bu bölümde Modern entelektüellerin dini yenilenmesi gereken bir araç olarak görmelerine ve sadece siyasal arzuları nedeni ile ilgilenmeleri onların için daima bir hayal kırıklığı olduğu vurgulanıyor. Weber Buna örnek olarak 1915 Alman entelektüellerini örnek gösteriyor. Burada çok çarpıcı bir açıklama daha var. "Yönetici sınıfların, ne nedenle olursa olsun, siyasetten çekilişi bir kurtuluş dininin gelişimini de destekler."
İncelemeyi bitirirken kitaba başlamadan önce incelemeyi okuyacaklar için Hegel'in "Din Felsefesi Dersleri" eserini önden okumalarını tavsiye ederim. Bu şekilde her şey çok daha anlaşılır olacaktır.