Puan vermedi·256 syf.····Okunma: 23 Ağustos 2018 03:23 Nazım Hikmet'in Henüz Vakit Varken Gülüm isimli kitabını bitirdikten sonra elimde olduğu için hiç bekletmek istemedim bu kitabı. İyi de yapmışım Nazım'ın şiirlerinin her köşesi hala aklımda yer tutarken Piraye'nin düşündüklerini okumak çok hoşuma gitti.
Kitap her ne kadar Nazım ve Piraye'yi -daha çok Piraye'yi- anlatsa da çok detaya girmemiş neler olup bittiği hakkında. Ben daha öncesinde Nazım Hikmet'in hayatı hakkında birkaç bilgiye sahip olduğum ve hemen öncesinde şiir kitabını okuduğum için kitabı tam olarak anlamış bulunuyorum ama Nazım Hikmet'in hayatını gözden geçirmemiş biri kitabın hakkını veremediğini düşünebilir.
Açıkçası fazla detaylı anlatmasını tercih etmezdim yine de ama özet şeklinde sunulabilirdi olaylar diye düşünüyorum böyle birazcık karmaşık ve yetersiz olmuş bana kalırsa.
Kitap arada yazarın yazdığı kısımların da olmasıyla birlikte Piraye ile Nazım'ın fotoğrafları ve Piraye'nin Nazım'a yazdığı mektuplardan oluşuyor. Piraye'nin hislerini ilk elden okumak çok güzeldi ama mektupların sırayla olmaması hayal kırıklığına uğrattı. Bir mektupta Nazım Hikmet'in öldüğü zamanlardan bahsederken ertesi sayfada yaşadığı zamanin olması hoş olmamış.
Piraye'nin mektupları evet gayet açıklayıcı ve yazarın notları da öyle ama yine de Nazım Hikmet'in şiirlerinin veya mektuplarının da kitapta yer almasını isterdim. Böylece karşılıklı mektuplarını okumuş olurduk tabi Piraye'ye yazılan tam olarak 581 mektubu kitapta bulundurmak mümkün değil lakin sadece kitapta bahsi geçen mektupları okumak isterdim.
Bunlardan öte Piraye'nin sevgisi beni gerçekten ağır bir şekilde şaşırttı. Mektuplarının aksine ben Piraye'yi daha gururlu, daha ağırbaşlı ve daha ne yapacağını bilen biri sanıyordum. Her ne olursa olsun Nazım'a olan sevgisi ne boyutta olursa olsun hayatına çocukları için devam etmeliydi. Hayatına devam etti etmesine ama nasıl?
Kitapta en çok üzüldüğüm ise Memet'in durumu oldu. Baba figüründen uzak kalan Memet Nazım Piraye'yi terk ettiği için anasız da kaldı. Üstelik Piraye'yi annesini ağlarken görmek ne büyük bir keder.
Piraye hiçbir şekilde Nazım'la olan hatıralarını kimseyle paylaşmak istemiyor Vera'nın aksine. Bu cümleleri mektubunda okuyunca düşündüm acaba kendi mektuplarını Nazım'ın ona yazdığı mektupları okuduğumuzda rahatsız oluyor mudur diye. Piraye'nin en değerli olarak gördüğü mektuplarını okudum. Suçluluk duygusu sardı beni.
Tavsiye edebileceğim bir kitap oldu. Güzel bir yolculuktu. Herkese iyi okumalar. :)