"Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp güneşin doğuşunu izlemeye benziyor."
Sükse yapmış kitapları okumak, herkesin izlediği dizileri takip etmek vb kısacası herkesin yaptığı şeyleri yapmaktan ziyade daha çok sadece bana çekici gelen, benim ilginç bulduğum şeyleri yapmak daha kıymetli benim için. Bu yüzdendir "... filmi kesin izle! Oraya nasıl gitmezsin!? Muhakkak o ürünü denemelisin!...." gibi cümleler beni içerik her ne olursa olsun uzaklaştırıyor. Kendi keşfettiklerimle zafer kazanmak ya da keşke kulak verseydim ve daha önce deneseydim dediğim birçok durumla karşılaşmış olmam da bu kararımla birlikte gelen artılar ve eksilerden yalnızca bir tanesi belki. Ancak beni o içerik ya da eylemi yapmam için tetikleyici bir unsur olduğunda onlara fırsat veririm, bir şekilde dikkatimi çekmeyi başarmış demektir çünkü. Buradan yola çıkarsak Simyacı'yı okumayı erteleme nedenime ulaşabiliriz. gelgelelim neden okudum o hâlde? Söylediklerime göre merakımı uyandıran, en azından bir adet etken olmalı? İşte o faktör: kitabın arka kapağında yer alan son cümle, aynı zamanda bu incelememin giriş cümlesi yani. Eğer o cümleyle son anda karşılaşmamış olsaydım, büyük ihtimalle kitapçıdaki rafına çoktan yerleştirilmiş olurdu.
Peki okuduktan sonra ne oldu? Keşke daha önce okusaydım diyerek 2.seçenekle hayal kırıklığına uğradım mı?
Hayır.
Cevabım tabiki 3.seçenek.
Okuduğum için mutlu olup, iyiki okumuşum desem de aynı zamanda o zaman okumadığım için çok şey de kaybettiğimi düşünmüyorum. Kısacası nötrüm.
Nedir bu kitapla gelen artılar?
O kadar incelikle anlatılmış, huzurlu cümlelerle okurken pozitif bir ruh haliyle devam ediyorsunuz. Belki bir süre bunun etkisinde kalıp auranız daha optimistik hâle geliyor. Bunun yanı sıra size vermek istediği düşünceler bütünü sizi