Puan vermedi·324 syf.··Beğendi
· Eğer iktidarınızı kaybetme tehlikeysiyle karşı karşıya kalırsanız, yurttaşlar demokratik normalliğin
dışına çıkmışlarsa işte o zaman korkmaya başlarsınız. Ve korku size her şeyi yaptırabilir. Hele de
elinizde devletin imkanları gibi böylesine bir kuvvet mevcutken. "Görmek" bize içeriside
yaşadığımız dünyayı anlatıyor. Sanmayın ki en demokratik iktidarlar bile buna benzer
uygulamalar peşine düşmüyor. Elbette ihtiyaç duydukları anda iktidarlarını sağlamlaştırabilmek
adına antidemokratik yollara başvurabiliyorlar. Görmek kitabında olduğu gibi toplu bir hareketle
karşı karşıya kalmak istemiyorsanız o toplumu kendi içerisinde ayrıştırmak zorundasınız. Dünya
bugün bunu yaşıyor. Ve insanlar olan bitenin farkında değiller. İş, ev, çocuklar, ekonomik kaygılar,
sosyal yaşam arzusu, sahip olabilme isteği vb problemler insanların siyasette meydana gelen
hadiselerin anlam ve önemini kavramasına engel oluyor. Müthiş bir medya kuşatması, insanları
saçma sapan işlerle meşgul ediyor. Aslında görebilirseniz "Görmek" size bugün yaşadığınız
hadiseleri gösteriyor. Görmekte halk, iktidarın beklemediği bir şeyi yapıyor: "korkmuyor". Evet,
halk korkmadığı zaman neleri başarabiliyor değil mi. Hele de bizim gibi bir milletin
korkmadığında, inandığında ve gerçeklerin farkında olduğunda neler başarabileceğini 15
Temmuzda hepimiz gördük. Bir dönemin her şeyin hakimi olan, ne isterse yapabilen ve kendi
çıkarları uğruna canını yakmadık insan bırakmayan bir cemaatin aslında küçük bir kesimin
görebildiği yüzünü, aziz milletimiz de görünce bu masonik yapılanmayı durdurabilmek için
verdiği mücadele, rejimimize yönelik diğer tehditlere de etkili bir mesaj olmuştur. Şeyhin, şıhın
peşinden gitmek yerine kendisinden başka dosdoğru yol olmayan Kur'an-ı okumak,
müslümanlığın da anlam ve önemini kavratacaktır. Süslümanlıktan başka bir şey yapmayan bizler,
en azından çocuklarımızı Kur'an üzerinden müslümanlık dünyasına kanalize edebilirsek gelecekte
başarıya ulaşabiliriz. Amerikalıların Türk devlet adamı yetiştirme projesi vardı. Ne kadar başarılı
oldu bilmiyoruz. Ancak ülkemiz üzerindeki etkisi azımsanamaz. Atatürk'ten sonra Batı
medeniyetini gerçekleştirmek yerine taklit emeye başladık. Bunu yalnızca toplumsal bazda değil,
siyasi alanda da yaptık. Bu da bizi Görmekteki gibi bir durumla yıllarca karşı karşıya kalmak
zorunda bıraktı. Sanırım herkes benimle hemfikirdir. Demokrasimiz yerlerde sürünüyor. Halkımız
demokratik olgunlukta değil. Demokratik bilinç ve bilgi halkımızdan çok uzakta. Ve ona
yaklaşabilmek için de hiçbir şey yapmıyoruz. Belki de tam tersi istikamette ilerliyoruz.
Demokrasimizi güçlendirdiğimiz müddetçe dünyada da saygın bir yer edinebileceğiz. Uluslararası
alanda demokratik bir ülkenin vatandaşları olarak saygı görücez. Ekonomimiz hiçbir zaman
yabancı bir ülkenin lideri tarafından aşağılanamayacak. Bunları sağlamanın yolu en başta güçlü bir
demokrasiden geçiyor. Ondan sonra altını siz istediğiniz gibi doldurun...