Puan vermedi·336 syf.··
2018 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2018 17:59
"Hem gerçek hangisi ki? Anlattığımız mı yaşadığımız mı? Yaşanıp geride bırakılanlar birileri tarafından sonradan anlatıldığında asıl değerlerine kavuşuyorlar belki de. Anlatıcı olmazsa hikaye de yok. Hatta gerçek diye bir şey de yok. Gerçek ancak anlatılırsa var. " Hikaye içinde hikaye kurgu içinde kurgu okuyoruz bu romanda. Leylanın çocukluktan gelen ailesiyle yaşadığı travmanın kendisinde bellek yitimine kadar gittiğini ama ne kadar unutursak o kadar misliyle hafızamıza saldırdığını görüyoruz bölük pörçük de olsa. Yanlız kalmak istememenin sırtını birine dayamak arzusuyla yapılan evliliğin nelere mal olduğunu, kendi gerçek benliğinin yitimine kadar gidebileceğini görüyoruz. Rıza göstermenin boyun eğmenün sadakatle eş değer olduğunu düşünüyoruz. Sonra bir an gelio ve bir sabah bambaşka bir insan olarak uyanıyorsunuz. İşte Leylanın yürüyüşüyle ve kendini arayışıyla başlıyor hikaye. Babasıyla hesaplaşamanın acısını, kocasına kendini kabul ettirmek için kişiliğinden feragat etmesinin hayal kırıklığını yaşıyoruz birlikte.Leyla'nın yazdığı hikayenin içinde biz de izleyicilere dönüşüyoruz birlikte. Karşılaştığı insanların, duyduğu seslerin, burnuna gelen kokuların onun yürüyüşünde nasıl da geçmiş hafızanın yenilenmesine yardımcı olduğunu görüyoruz. İyilik yapmanın mutluluğunu ama senden istenmeden yapılan iyiliğin kibirle eş değer olduğunu da anlıyoruz. Benim için önce boyun eğme, rıza göstermeyle başlayan sonrasında kendi boşluğunu doldurmak için liman arayışının yanlışında boğulan ama en nihayetinde farkındalık, değişim ve dönüşümün hikayesi. Irmak hanımın da dediği gibi her şey topukluları çıkarıp da ayağımıza yürüyüş ayakkabılarını geçirmekle başlıyor. Belki de yanlış prensin prens olduğu yanılgısında değil kendini külkedisi saymakta.
GölgesindeIrmak Zileli · Everest Yayınları · 2017152 okunma
·
122 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.