·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Eylül 2018 22:18 Kitap öncelikle çok iyi ve akıcı bir dille yazılmış, hani derler ya bir solukta okunuyor o tarzda bir kitap Konstantiniyye Oteli. Livaneli bir otel açılışı üzerinden kurduğu romanında istanbulun şimdisini ve geçmişini çok güzel açıklıyor. İstanbulda zamanın değişmesine rağmen olayların aynı şekilde devam ettiğini gözler önüne çıkarıyor. Otel açılışında günümüzdeki insanların iç dünyasına göz atıyoruz, zengin ya da fakir olarak değilde istanbulda yaşayan her kesimden insanı bize gösteriyor romanda. Sadece insanları değil de günümüzde yaşanan olaylara da değiniyor romanında mesela Gezi direnişi ve Roboski olaylarını anlatıyor. Burada o olayların içinde olan insanların gözünden gösteriyor biraz da bize.
Her gün İstanbulda karşılaştığımız ,yanından geçip gittiğimiz insanların biraz da iç dünyasını gösteriyor bu romanında Livaneli. Aslında yanımızdan geçen insanın belki de birazdan eşini 4. katın balkonundan atacak olması ya da katil ve insanlık düşmanı işid sevdalısı olabileceğini gözler önüne seriyor. İstanbulda yolda yürürken yanımızdan binlerce insan geçiyor ama onların nasıl bir hayat sürdüklerini ya da kafalarından neler geçirdiğini hiç birimiz bilmiyoruz bu romanda birazda bu yönü ile dikkat çekiyor. Aslında yanımızda çalışan bir insanın birazdan eşini öldürebilecek olma potansiyelini gösteriyor. Tabi bunları yaparken sadece şimdiki zamandan değilde istnabulun aslında geçmişten beri gelen şiddet geçmişinide gösteriyor bize.
Livaneli romanında bir çok şeye gönderme yapmıştır.mesela bu paragrafta insanlarımızın her şeyi abartarak anlattığını vurguluyor.
“Bu ülkede görev yapan yabancı diplomatlar “Türklerin çiğneyemeyeceği kadar büyük lokma ısırdığını”söylerler. Başbakanlarının dünyanın en büyük lider,ekonomileri herkesi hayran bırakacak bir ekonomi,tarihleri kimselerde rastlanmayacak kadar ihtişamlı bir tarih,erkeklerinin cinsel gücü bütün Batılı kadınları aşık edecek kadar muhteşem,dürüslükleri ise göz yaşartıcı cinstendir.”
Livaneli romanında bir sürü haksızlık ve güçlülerin her zaman kazandığı bir yer olarak gösteriyor. Bu durumun şimdiye has bir durum olmadığını bu kadim kentin kuruluşundan beri devam eden bir durum olduğunu da vurgulamaktadır.Sadece ölümün eşit olabileceğini de siyahi bir hadımın gözünden okuyucuya sunuyor”Mezar,imparatorla mahkumu,zenginle yoksulu,güzelle çirkini,bilgeyle deliyi eşit kılar.Bizi de beyazlarla eşit kıldı. Çünkü hiçbir siyahinin kemikleri siyah değil;bizim kemiklerimiz de sizinkilerin renginde. Bu yüzden aramızda bir fark kalmadı.”
Livaneli romanında İstanbulda ne kadar çok kültürün bir arada yaşadığını ve yaşıyor oluşunu vurguluyor.”insan bu kentte ürpermeden durabilir mi?Başka tarihi kentlerde tek baskın kültür var; burada ise dünya tarihi üst üste yığılmış;pagan,Yahudi,Ortodoks,Katolik,İslam.Bir zamanlar bu kentin sokaklarında otuz dokuz dil birden konuşulurmuş biliyor muydun?”
İstanbulu geçmişi ve şimdisiyle; insanlarını fakir,zengin farkı gözetmeden tanımak ve görmek için okuyabileceğiniz ender romanlardan biridir.
Okumanızı tavsiye ederim.