Ya intihar ya intizar
10/10
·200 syf.··
2018 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2018 17:04
Uzun zamandır bu dünyanın havasını soluyup da bu gurbete alışamamamış olanlarımız var. Nefes aldığı anda acıya gark olmuş onlarca can... ve dünyanın faniliğine küfredip kendi ebediliğine kıyan. Zamana karşı müsabakaya giriştiğimiz şu andan itibaren ya ihmal ya da hep iptaldir delilik. Örneğin; işten 7 de çıktım, 47 dakika yol sürdü, eve geldim, beynimi yorgun hissettim, cam kenarına oturdum ( çünkü balkon dünkü yağmurdan dolayı girilmez haldeydi ) ve saniyeler geçtikçe çekilen güneşin o muazzam batışını izlemeye koyuldum. Delilik! Masada çalışılacak bir yığın dosya ve çalışma varken böyle bir şeyin yapılması o kişinin bütün emeğini soyunup deli gömleği giymesinin alametinden başka bir şey olamaz. Durum bu kadar vahim iken olmak istediğimiz 'ben' i olamamaktan yakındığımız mı delilik, yoksa tüm abartıyı ve pürüzü atarak saflığı aramanın adımı, düşünülmesi lazım. Elimdeki değerli kitapta bulduğum ise ruhun istediği benle beynin istediği benin arasında çıkan kavganın bir şarapnel olarak kalbe saplanması ve kişiyi bilinçli olarak intihara bilinçsiz olarak sonsuz bir intizara (beklentiye) sürüklemesi. Zaten beynini ve idrakini kendinden ayrı bir organ olarak hisseden biri için de bu zor bir şey olmasa gerek. Yazarın bu kitabı yazıp ve yayımlaması cesaret işi. Evet, hikayeler herkesin yaşanabileceği, yalın ve aksiyon dışı; ama hangimiz ne kadar değer verir günün ikindi sonrasına. Hatta bana sorulursa günün bu en hassas ve zayıf olan bu anını değil kaleme dökmek kendime bile açamam. Onu birisinin okuması ihtimali benim kendime olan güvenimi sarsar ve okunması sırrı döker, kadehi kırar ve ne ben kalırım ortada ne de sır. Günde o kadar şey yaşıyorum ki her halde ben kitaptaki bir kahraman gibi bütün yaşadığımı yazmaya kalksaydım ertesi güne bir şey yaşayamayacak olurdum diyenlerdenim. Böyle diyenler var mı bilmiyorum ama olanlara selam olsun. Kitaptaki hikâyelere de değineceğim. Ama bir uyarıya gerek var. Gece yatmadan önce okumayın,(aslında kitap okumak için saat ve mekan gözetmeme taraftarıyım), günün bittiğine inandığınız zaman okuyun. " bu da ne be " dediğim öykü Rüyalarımı Gül Kokusu idi. Rüyalar satılır mıydı başta. Hem diğer hikayelerin garipliklerini gıptayla okuduğum kahramanlarına hiç benzemiyor. Burda  dünyanın iştah kabartıcı ve nefsi tatmin eden maddelerine sahip olan birini görüyorum. Ama bu kitapta gördüğüm. Anladığım ise günümüzün dertsiz yazarlarının yazı ve para için kişiliklerinden vaz geçmemeleri gerektiği. ' hay senin yazarlığına...' deyip diğer hikayeye :) geçiyorum. Diğeri diyorum ama çok sıradan bir şey değil bu. En etkilendiğim hikaye, babalı oğullu hikaye. Her şey normal gidiyor, oğlunla bir evdesin, her zamanki hayat, sonra bir çığlık ve ardından ölü oğlun yüzü, sanki hiç yaşamamış gibi. Kanı dondurmaya yettiğini düşünüyorum. Biraz da kitabı aralamaya. Bir kaç hikayedir arka plan olan bir tren istasyonu var. Bu neyin intizarı? Ve yarım saatte geçen trene gıcık olan bir kadın,  babası yan flüt çalan bir genç ve o meşhur rüyalarını satan adam. İstasyon da biri intizarı seçmiş yaşlı bir derviş, biri intiharı seçen seyyah. Öyleyse bu tiren bir daha gelir mi? Ve siz hiç mavi bir kuştan korkar mısınız?
Deli GömleğiGüray Süngü · İz Yayıncılık · 20191,179 okunma
··
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.